Kategori arşivi: Nazik Erik

Manisa Lisesi ve Nazik Erik

Hey gidi Manisa’m, şehzadeler şehri, kahramanı bol yiğit efelerin memleketi! Senden kimler geldi kimler geçti kim bilir. Adın güzel, kendin güzel, uzaklarda kalanlara kokun güzel, hatıraların ise hepsinden özeldir.. Tarzan’ının Sipil’i, Merkez Efendi’nin mesiri, bir de Manisa Lisesinin Nazik Hocası vardır  o kervanın içinde, iz bırakmış, damgasını vurmuş, adıyla müsemma olmazsa olmazıdır yaşayanlarının dillerinde.

Belli ki bir kaç sene anca kalabilmiş burada Nazik Hanım, sonra başka şehirlere, başka öğrencilerine gitmiş ama bıraktığı etkinin bugün ve daha ilerilere kadar süreceği aşikar.  Yoldan herhangi birini çevirip sorsak mesela, Manisa Lisesini hepsi bilir. Ama orta yaşların biraz üzerinde ise soruyu sorduğumuz kişi,  peki o okulda Nazik Hoca adında bir hanım öğretmen vardı onu hatırlar mısınız, desek, kendi öğrencisi olsun olmasın hazfızalarda yer etmiş silüetiyle narin, zarif ve nazik hanım tebessüm ettirir, okul bahçesinde, tenefüslerde karşılaştıkları bu disiplinli hocaları hakkında ne biliyorlarsa şıp diye hatırlatacaktır.

Lise bu, hepimizin kanlarının kaynadığı yaşlar..  Gençler takım elbiseli,  bembeyaz mendilleri döş ceplerinden sarkar. Saçları özenle taranmış, pırıl pırıl parlar. Her köşe başında kıkırdaşmalar, kızlar birden  okul kapısının merdivenlerinde beliren Nazik Hocalarını farkederler.  Onda herhangi bir tepki, mimik yoktur, ellerini göğsünde kavuşturmuş bahçeye bakmaktadır  sadece ama bütün öğrenciler tek bir komut verilmiş gibi sıraya geçer, gülüşmeler, hareketler aniden biter, sanırsın hemen orada ders başlar..

Bu vakur duruşu onunla öğrencileri arasında nasıl da tılsımlı bir bağ oluşturuyordu hayret.  Çocuklar gençti de o değil miydi sanki? Tazecik öğretmen, okuldaki diğer öğretmenlerden hayli kısa boylu, olan Nazik Hanım gençliğin beklediği otoritenin kısa sürede semboli haline gelmişti.

Yine bir gün başka bir tenefüste bahçede o bıçkın delikanlılardan biri yere tükürmüştü.. Kızlar gene gülüştüler ama Nazik hocaları yanlarında belirince bu sefer kısa sürmüştü.

-Ne yaptınız evladım?

Çocuk kıpkırmızı… cevap yok!

-O mendilinizle şimdi alın bakalım yerden onu..

Oğlan tereddütte… Kızlara rezil olacağını düşünüyor ama Nazik hanım kararlı, baksana başında bekliyor, hiç gitmiyor. Mecbur eğiliyor, kar gibi beyaz mendiliyle toprağa bulaşmış ifrazatını yerden alıyor. Çoktan yaptığına pişman, ama bitmedi ki devamı geliyor:

-Onu eve götürünce annenize de anlatın lütfen  nasıl kirlendiğini..

Hayat dersinin kalanı evde veriliyor elbette. “Benim oğlum yere nasıl tükürür? Yazıklar olsun,  böyle mi öğrettim ben sana? Aferin o Nazik Hocana. Benden selam götür yarın ona. Hatta dur bizzat geleyim de eve çaya davet edeyim. Teşekkürler edeyim.”

Koca koca boylarıyla ergenlere böyle bir davranışa bizler elbette cesaret bile edemeyiz. Ama öğretmenleri olarak kaç kişiye birden hem de bu mükemmel hayat dersini ancak Nazik Hocamız verebilirdi. Hepimizde dağlar kadar hatırası, emaneti, mektubu, sonra yazdığı onca kitabı bulunur. Kendisini edebiyete uğurladık ama Nazik Erik Hocamız gönlümüzde yaşar durur.

Okullar biter, öğrenmeler ebedidir. İşte Manisa Lisesinden böyle mükemmel bir Nazik Hoca geçmiştir.

ÇIĞIRTKANIN ÇIĞLIĞI

Yahya Kemal TAŞTAN

ÇIĞIRTKANIN ÇIĞLIĞI

-Varlığımın gayesini idâk etmeme vesile olan Nazik Hanım’a-

Evvel zaman içinde babamın beşiğin sallamadan,ne beşikler salladım ben.
Toprağa niniler söyledim ,büyüsün de Âdem olsun diye
Kürekler kundakladım Havva olur ümidiyle
Hakk’ın bahçesinde bir zamanlar elmaydım
Firdevs’in kapısında kurtuluş lafzıydım
İdris’de iplik oldum namusun eşmâli
Nuh’a ben gösterdim vuslattaki şimâli
Eyyüp’de zikir oldum,şifaya vâsıl oldum
İbarahim’de ateşdim,odda selâm buldum
Kurbanlık koç oldum İsmâil’e Cânân’dan inen
Yakûp’da gömlektim,kör gözlere sürülen
Yusuf’da cemâl oldum,Züleyhâ’yı zebûn ettim.
O’nun hüsnüne nice parmakları kestim.
Davûd’da hoş sedâydım,gök kubbede
Süleyman’ın rüzgârıydım,at oynattım Sebe’de
Musa’da asâydım,yerden hayat çıkardım,Nil’i yardım.
Tur oldum bir zamanlar,gönüllere ateş yağdırdım.
Yunus’da balıktım,ummandan karaya vurdum.
Meryem’de iffet oldum,hakkı doğurdum
Zekeriyâ’nın duası,Lût’un misafiriydim.
İsâ’nın on iki havarisinin,on üçüncüsü bendim.
Ya onda neler olmadım ki…Buluttum bir zamanlar
Bendim mağarada kör vicdanlara çekilen ağlar
Sıddık’tım,Faruk’dum,Ali’ydim,Osman’dım
Onun aşk pınarında Hakk’a kandım
Seniyye-i vedâydım,vuslatda Medine’de
Ben vardım…Maşuğa çıkılan merdivende
Cibril’e sınırdım,ona açtım kapıyı
Hakk’ın sevdasıyla yardın ayı
Cânân’ın sevgilisi ,ümmetin gülüydüm
Ben o bahçenin en çığırkan bülbülüydüm
Dost’un dergâhında Yunus oldum
Ete kemiğe büründüm,aşk aynasında göründüm
Nazik bir el ile Allah’ıma yürüdüm.

 

Yahya Kemal TAŞTAN Beyefendi diyor ki : -Nazik Annem için henüz 19 yaşında iken karalamıştık.Huzurlarında okumak da nasîb oldu.Ruhundan isdimdât ederim.

Nazik Erik Hoca’yı Anma Toplantısı

DAVET

“Vakfımız bu yıl Cumhuriyetimizi ve Onun aziz öğretmeni Nazik ERİK Hanımefendi’yi şükranla, sevgiyle yad ederek ilk toplantısını yapıyor.

25 Ekim 2014 Cumartesi günü saat 14.00’de Ahmet Rasim Sokağı 10/2’de bulunan Vakıf Konferans Salonunda “Cumhuriyetin Öğretmeni Nazik Erik” konulu toplantıyla yeni çalışma yılını açıyoruz. Bilindiği gibi, Nazik ERİK çok değerli hocalar nezaretinde yetişmiş bir Türkolog’du. Türk dilinin aşığı ve yılmaz savunucusuydu. Prof. Dr. Reşit Rahmeti ARAT, Prof. Dr. Mükrimin Halil İNANÇ, Prof. Dr. Fuat KÖPRÜLÜ başta olmak üzere her biri kendi dallarında birer dev adam olan ilim kadrolarının özel ilgi ve ihtimamıyla akademik kariyere hazırlanmıştır. O, Atatürk’ü mükemmel anlamış, benimsemiş, Onun eserini korumayı ve geliştirmeyi hayat gayesi bilmişti. Atatürk’ün laiklik, tarih anlayışı, dil anlayışı konularında eğilmeyen, bükülmeyen bir savaşçıydı.

1231091_10151829282004356_1166462121_n

Türk tarihi, Türk Tasavvuf Kültürü ve bunun temsilcisi olan ışık saçan Anadolu erenleri Nazik Hoca Hanımın gönül sultanları olarak kabul ettiği, rehber edindiği şahsiyetlerdi.

25 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’de değerli konuşmacıların ve sizlerin katılımıyla Nazik ERİK Hocamızın fikir ve gönül bereketinden hep beraber nasip alacağız. Sevgi ve saygılarımızla… Agah Oktay GÜNER

10001499_10205035512837260_6392530116257927629_n

Hıdırellez Bereket Keseleriniz Hazır

DSC00157

Nisan ayının sonuna yaklaştığımız şu günlerde bazı evleri bir telaştır almıştır. Beş mayısı altı mayısa bağlayan gece Hıdırellez gecesidir ve bir yıl beklenmiştir. O güne has yapılacak tüm hazırlıklar gözden geçirilmeli, bu sene her zamankinden çok bereketlenilmelidir.

Karınca yuvaları gözlenir, kaç arkadaşa verilecek iyice bellenir. Ateş nerede yakılacak, kimse görmeden koca kadın nasıl atlayacak? Şuna bak ahı gitmiş vahı kalmış, diye kimbilir nasıl da kınanacak:))))

Evet bu sene Hızır ilyas çok güzel gelecek. Yılda bir kez buluşan bu iki Hak dostun bereketi bütün inananların evlerine bereket olarak yağacak. Nazik Erik Eğitim Bursuna katkı sağlamak amacıyla bizler de “Bereket Keselerimizi” sizler için hazırladık ve küçük bir ücret karşılığı bu sene dağıtmayı düşündük. Daha beş mayısa çok var demeyin, elimizde sınırlı sayıda vardır. Gelin bari bu sene cüzdanınızda taşıdığınız bu keselerin paralarınızı hiç bitmeyişindeki bereketinin sırrına vakıf olalım.

 

AĞAÇ Şiiri

Gazanfer SANLITOP

 

Benden önce de vardın, doğdum beşiğim oldun

Her yerde seni gördüm, benim herşeyim oldun

 

1489154_745880545429732_1972087028_n

 

Çelikle çomak oldun, ilk oyuncak ömrümde

kızılcık sopasıydın, yerin vardı örfümde

 

Yeşilin her tonunu yaprağında tanıdım

Doğanın gerçeğini,varlığında anladım

 

Kalem oldun elimde,şarkı oldun dilimde

Umut oldun gönlümde, gölge oldun yolumda

 

Çobanımın asası, oklavası annemin

Sandık oldun sakladın,çeyizini ninemin

 

Dipçik oldun tüfeğe, vatanımı bekledin

Kök saldın toprağıma, aşınımı önledin.

 

 

Gün geldi fidan oldun,umut oldun gönlüme

Gün geldi yanıverdin leke oldun alnıma

 

Gün geldi ateş oldun çorbamızı kaynattın

Gün geldi cehennemi, bize sen hatırlattın

 

Çit oldun bahçemizde, çevremizi donattın

Orman oldun her yerde, iklimi ferahlattın

 

Ayva oldun, nar oldun, bizim için yar oldun

Meyvenle,  çiçeğinle en vefalı yâr oldun

 

Çirkinleşen dünyada sen en kutsal güzellik

Şu kısacık hayatta en uzun beraberlik

 

Sen benim ailemsin, en sevgili çocuğum

Seninle başlamıştım sende son yolculuğum.

 

gazanfer

 

” Gazanfer SANLITOP 28 mayıs 1940’da Gölmarmara’da doğdu. 1951’de  Gölmarmara ilkokulunu, 1954’de Ankara Cebeci ortaokulunu, 1957’de de Manisa Lisesini bitirdi. 1963 Haziranında İTÜ Makine Fakültesinden Makine Yüksek Mühendisi olarak mezun oldu.  26 Ağustos 1966’da eşi Cavide Hanım ile evlendi.” Bu mutlu evliliklerinden 2 erkek bir kız üç evlatları oldu. Zamanla damatlar, gelinler ve torunlarla aile genişledi büyüdü. Halen İstanbul’da ikamet etmekteler. Adını yazdığınızda ekrana sığmayan ekran görüntüsü dolu dolu bir hayat yaşadığının, son derece verimkar kaleminin ve de çalışkanlığının ispatıdır .  “1992 yılında kanserle tanıştı. Yazarlık hevesi biraz da geriye kalıcı bir şeyler bırakabilmek heyecanıyla o dönem başladı.”

“Halen değişik konularda kaleme aldığı makaleleri ve kitapları yanında kardeşleriyle birlikte kurdukları aile şirketlerinde (emasas) gençlere yardımlarını sürdürmektedir.” Rahmetli olan ağabeyi hatırasına kurmuş olduğu Gölmarmara Hulki Sanlıtop Anadolu Lisesi ve yazdığı bu kitaplarla “Söz uçar yazı kalır” sözünün doğruluğunu bizlere her zaman kanıtlayan bu kıymetli ağabeyime  sağlıklı ömürler niyaz eder, huzurlarınızda hepimizin yerine o yumuşacık ellerinden öperim.

 

 

 

 

 

 

Nazik Öğretmen

Ahmet Şerif İzgören – Nazik Öğretmen

Bütün tanıdıkları ve öğrencileri gibi bizlerde de hocamızın emeği çoktur. Onun hakkını ne yapsak ödeyemeyiz. Nur içinde yatsın, bizlere ektiği tohumlar etrafımızı aydınlatsın. Fethiye’de madalya alan sevgili kardeşlerimiz de Nazik Hocamızı unutmamışlar. Kimbilir onlar hocalarını daha kimlere anlatacaklar?  Buradan bir kere daha tebriklerimi gönderiyorum.

 

 

http://youtu.be/uLermWkqBeA