Hey Tanrım!

Bodoslama daldım bu hayata orta yerinden. Dünya kurulmuş, çağlar aşılmış, Bütün zaferler kazanılmıştı ben doğduğumda. Hatta 1960’ların sonuydu, son aylarının da sonu! Herşeyin bir başlangıcı vardı değil mi? Benden öncekiler işte o muhteşem başlangıçların şahitleriydi. Bizlere kala kala o zaferlerden sonraki darbeler, sonsuz nimetlerin kıymetini bilemeyenlerin huzursuz dünyasında yaşamak kalmıştı.

Gözlerini dünyaya açmak bir şey değildi, mühim olan o gözleri olaylara çevirip onları kavramak geçmişle geleceğin ortasında köprü oluşunun idrakine varabilmekti, yeniden başlayabilmekti hayata. Kaç kere iflas edip, kaç kere sıfırın altından başlasan da elinden kayıp gidenin aslında ömrünün en güzel yılları olduğunun bilincine vardığında kendi kıyametinin kopacağını bilmek keramet de değildir.. Pat diye olgunlaşıverir insan ardına baktığında.. Yuh o günleri ben mi yaşamışım der. Nasıl dayanmışım? Mazi sıkıntılarla acılarla dolu olsa da her zaman özlenen bir saflığı, toyluğu vardır. Allaha bile kafa tuttuğun yıllardır. Hey TAnrım! gerçeksen çık karşıma!

Ya da.. pişmanlıkla akan yaşlarındadır Tanrın, Sevdiklerin birer birer terk edip gitse bile o hep yanı başındadır. Fısıltını duyar, öksüz başını okşar.
yanı başındadır. Onu sevmenin adı başkadır. Hava gibi su gibi, yemeğin tuzu gibi olmazsa olmazındır.

Belki de bu dünyaya gelişin tüm bunlar içindir. Seni adam etmeye niyetlidir olamaz mı? Sevildiğini biliyorsun da imtihanına niçin dayanamıyorsun da der mi der?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir