Aylık arşivler: Kasım 2016

Gerçek Namert Baba Bedduası

Bahar gelmişse neyime, değmeyin cennetime, düzenime…

Sokaklarda kızayım gene tükürene, sövene..

İzmaritini atana, çekirdeğini yığana pisleneyim;

Hani güya efeyim ya, şunlara haddini  bildirivereyim..

Parkın yeşilini hiç göremediğime mi üzüleyim,

Mavi gökleri mis gibi ciğerime çekemediğime mi?

Hürriyetimin tadını çıkarmak varken, ne diye oto boka böyle kendimi acep yiyip bitiririm?

Özgürlük gibisi yok, şimdilerde içimi aha bunlar hep acıtır.

Keşke her yer çöp olaydı, nola çekirdekleri boğazlarına takılaydı, sanane!.

Tek HÜR olaydık. Kavgası bile güzeldi hakkını aramanın..

Dayılanırdık önümüzde sırasını bozana.

“Dikkat etsene amca! Ne sokuyon tanımadığını araya?”

Hey gidi günler bir geleydi, söz, kimselere kızmayacaktı bu deli.

Kimin gidisi kime karıştıysa takmayacağım billahi .

Bütün tanıdıklarım oturursa otursun, nasılsa gün gelir devran döner, elbet aslına icabet eder…

Büyük Allahım milletimi yine kahraman eyler.

Borcuna harcına, yoluna yordamına, evimden taa senin barkına karışırsam ne olayım.

Yuh bana, eyvah bana. Tükürdüğümü yalattınız ya bana, unutursam namert olayım…

Közümüzü Koruyalım

İlk insan ateşi bulunca onu bir daha kaybetmemek için büyük gayret sarf etmişti. Öyle ya yıldırım düşmesiyle başlayan alevler içini ısıtmış, etrafını görmesini sağlamış, onu vahşi hayvanlardan bile korumuştu. Derken yiyeceklerini bu muazzam ateşe tutmayı keşfedecek, o harika lezzetin peşine  ömrü boyu düşecekti. Ateş hep dostu, yardımcısı, içini ısıtan sevgisi olmuştu. Yazıyı bile belki ateşin aydınlattığı duvarlarda deneyecekti. Odunların kararmış, isli artıklarını kendisine kalem edinecek, bilmeden tarihi başlatacaktı. Ta ki medeniyetin tek dişi kalmış canavarı icat edilene kadar..

kizgin_lavlar_yanardag_2

Güç ateşte, sevgide, birlikte değildi artık.. Kimde para varsa, silah varsa bütün menfaatperestlerin ilahıydı, tapınmaya başladılar.  Hergün daha öldürücüsü yapıldı, hep en fazla paraya satıldı. Kirli paralarla elden ele dolaştı. Ölüm kustu, kinle yoğruldu da savaşa, teröre öyle kurban edildi koca insanlık… Bu karanlık gölgeler felaketin, kaosun tek putuydu. Doydu mu  gözleri, yetti mi hainlikleri? Asla! 21. yüzyılda gelindiğinde şekli değişti, daha sinsi hale geldi silahlar. Yerinden kalkmadan  telekineziyle beyin yıkayan frekanslarla işgal edildi ülkeler. İnsanoğlu düşünemez, okuyamaz oldu, Dinlemeyecek, anlamayacak ve bu aşağılık frekansların esiri olacaktı.

088a58a4-93c5-4373-84ba-e48cbcb367fa-1-5 indir-1

 

 

 

 

 

Hedef buydu  evet, ama bir tek şeyi unuttular. İlk insandan beri Allahın içimizde sakladığı ümidi.. O ümitle çağlar açılıp çağlar kapandı. Ümit sevgiye dönüştü, sevgi ise emeğe… Kaybetmemek için verilen bütün değerlerimizi bakın ben bir kor ateşte topladım. Ümidimiz ve sevgimiz sıcacık kalsın diye…Ocağımızı söndürmeyelim, bu közümüze sahip çıkalım. İçimizde zerre kadar insanlık kaldıysa tek bir közden koskoca bir insanlığı yeniden yaratalım Biz buna muktediriz yeter ki o közü içimizde hep saklayalım. Çünkü robotlar ve putlar insani duyguları hiç bir zaman algılayamazlar. Bunların devri bittiğinde üfleyerek canlandıracağımız bir közümüz mutlaka ama mutlaka olsun!

 

Erken Bahar10440807_309987385833793_4462767817736023390_ngzzz11535835_389788057875060_7769484903197529579_nAlien Meadow_Square1488196_738367156181071_2109936234_n1457675_187134168158566_1167322947_n37729