Aylık arşivler: Ağustos 2016

Ela Gözlüm Sen Bu Elden Gidersen

Arkadaşımın kızı 7 yaşındaki dünyalar tatlısı Ela’sının vefat haberini aldığımdan beri iflah olmaz bir kederdeyim… Aklıma geldikçe pırıl pırıl bakan gözlerini, gülümseyişini, anacığının ona olan sevgisi ve şimdi yanmış yakılmış yüreğini ta içimde hissediyor, bütün duygularımın bir anda hücum etmesiyle bu nasıl kader deyip kahrımdan ölüyorum..

Bir tek ben değil, onları tanıyan yediden yetmişe kim varsa hepimiz şoktaydık..Olay nasıl oldu soramadık. Nedenini nasılını bilemedik, havuzda boğulduğunu yazdı bütün gazeteler.. Kafamızda deli sorular… Hayatının baharında bir evladı nasıl verir toprağa analar, ciğer nasıl yanar, nasıl  bu acılara sabredilir Fatmacığımdan öğrenecektik. Saçını başını yolsa hakkı vardı, maşallah metaneti ile bütün tanıdıklarımı solladı. Dua et ablam dedi sadece, Sabıra ihtiyacı vardı . Hiç konuşmadan önüne bakıyor, dalıp dalıp gidiyor, odada konuşulanlarla hep o anı tekrar yaşıyordu. Sonra anlattı bana da kimbilir kaçıncı tekrarıydı.  Gazeteciler yalan yanlış yazmışlardı. Hiç onların dediği gibi olmamıştı. Ellerinde ne bir kamera kaydı ne şahit vardı. Bu işin içinde mutlaka başka işler vardı. Canım benim, sevgili arkadaşım.. Bazen kelimeler yetmez anlatmaya.

7-yasindaki-ela-otel-havuzunda-boguldu89f7fd49f3a22dc94034

 

Demirtaş ailesinin tek istedikleri hep birlikte gidip güzel bir tatil yapmaktı. Yoğun çalışma hayatından kısa bir kaçamağı yapmaya karar verdiklerinde, suyu çok seven kızları için daha önceden methini duydukları Antalyadaki o oteli seçerek tatil tercihlerini yapmışlardı. Aqua park ve çok çeşitli havuzlarının geniş bir alana yayılan arazisinin o bölgedeki isim yapmış otelinde sabah saat 11 gibi kalvaltılarını yaptılar. 6 Ağustos Cumartesi sabahı… “Kızımız çok heyecanlıydı doğru dürüst yemedi bile.. Biran önce havuza dalmayı istiyordu. Babası lavobaya gitti. Ben kardeşimle telefonda konuşuyordum. O kadar ısrar etti ki sadece anneciğim kenarında duracağım, siz gelmeden girmeyeceğim diye izin kopardı benden..” Ve gitti… gidiş o gidiş..

Baba zaten geliyordu, yoldan sordu Ela nerede diye, Fatma havuzun kenarına gönderdim, dedi . Birlikte yürüyerek kızlarını aramaya başladılar. Ama havuzda yoktu, kenarlarında da yoktu.. Acaba odaya mı çıktı diye oraya bile baktı birisi. İçlerine bir kurt düşmütü.. O kadar çalışan, konaklayan kimse demi görmemişti minik kızlarını? Kaç kere geçti o havuzun kenarından.. Sonra bir kalabalık gördü suni tenefüs yaptıkları minik Elasını tanıyıverdi…. O zaman durdu dünya, bir infilakla yüzbin can çekişi bir anda yaşadı ana baba… Ambulanslar, hastahane hastahene koşturmalar.. Saniyeler yıl oldu bir umutlu bekleyişin sonu ölüm sonsuza kadar ayırdı..

be16f-7-yasindaki-ela-otel-havuzunda-bogulduKabus desen kabus değil, böylesi acı dayanılır dert değil. ne diyorlar bunlar be? Kızımı kurtaramadık da ne demek? Yani o şimdi oldu mu melek? meleğim daha çok küçük.. ölüm hiç yakışır mı ona? Ben öleydim ya… Kahrolsun tatiliniz, elim kırılaydı da vermeseydim izin… Ama evim gibi bildim otelinizi, hani onca garson çalışan hiç mi biriniz yoktu, ulan dilinizi mi yuttunuz be? Ne oldu benim yavruma söyleyin, naptınız canımıniçi evladıma?

Gökleri çınlatan haykırışları ile derdiyle başbaşa kalmıştı Fatmam.. Yakınları bu talihsiz genç ana babayı teskine uğraşırlarken otel sorumluları hep kaçamak cevaplar veriyor, bir türlü kamera kayıtları var diyemiyorlardı. O yıldızları boşuna mı vermişlerdi size yoksa? Kamera ve güvenlik cankurtaran olmadan verirler miydi ruhsatını havuzun? Hem de iş güvenliği kanunu vardı, riskli yerlerde risk raporu çıkartmak zorunluluğu vardı.. Bir tek otel sahiplerinin değil tüm bu yolsuzlukları yapanların ümüğünü sıkmak gelse de içimden, şimdi yapılacak tek şey hukukun ve kanunların sonuna kadar takipçisi olmak var.

Güzel gözlerinin ferine, ipek saçlarının rengine kurban olmuş anneciğinin gönlü mutmain oluncaya kadar bu işin peşini bırakmayacağız, Rahat Uyu Ela’mız…

 

 

 

Vicdanının Frekansında Bir Millet Var

Zamanımızın olmazsa olmazı internet ve görsel yazılı basınında, Kitle İletişim Sistemleri denen sosyal medya gruplarının tamamında, son günlerin en yıkıcı darbesini yediğimizi farkettiniz mi?  Haber alma hakkı dediler, gazeteciler işini yapıyor dediler acındırdılar, kayırdılar bunu bir fırsat bilip koro halinde  yalan yanlış bilgi kirlilikleri yandaşlıkları ile üstümüze geldiler. Son dakika haberlerini duydukça yüreğimiz ağzımıza gelmeye başladı. Eski haberleri yeniymiş gibi servis ettikçe izleyemez olduk. Bizler çekildik onlar da sınıfta kaldılar. Artık gördüklerini elemek, her yazılana inanamamak, araştırmakla mükellef olduğunu bilen milletimiz gerçek yüzlerini görmüş, anlamış, ihbar eden, şikayetçi, hedef gösteren, yüzlerce kanalların gerçek yüzünü gören halkımız, kendi vicdanının frekansından yayına başlamıştır. Medyanın alayına dünya kadar taş düşsün. Kendi ayağına kurşun sıksın, geçen gün tükürdüğünü bugün itina ile yalasın bize ne… Onları okumayan izlemeyen bir kitleyi uyutamayacaklar, ne yaptığını nasıl yaptığını kontrol edemeyeceklerdir, bu da bizden onlara gerçek bir vurucu darbedir.