Aylık arşivler: Mart 2016

Kitap En İyi Arkadaştır

“Ahsenciğim Latife hanımın “Kütüphanecilik haftasını ” kutlar ellerinden öperim. Okumayı sevmeme vesile olmuştur. Selamlar.” Bu kısa notunu ve selamını muhatabı olan anneme okuduğumda hiç bu kadar sevineceğini tahmin etmemiştim. İnternette tesadüfen tanıştığımız ve bizlerin çocukluğumuzu, Manisa’daki kütüphane faaliyetlerini annemi, babamı, hatta dedemi bile tanıyan Şükran Ilıkçılar ismi bir anda 89 yaşındaki annemin gözlerini yaşarttı.

Herşeyi unutmaya başladığı, ben ne yapabilirim ki artık serzenişlerinin çoğaldığı şu günlerde 39 sene öncelerine gitti, emekli olmadan hizmet dolu günlerini birden hatırlayıverdi annem.. Bir Kütüphaneci olduğunu birisi hatırlamış, hem de okumayı sevmesine vesile olmuştu ha… Mutlu oldu çok. Sanki ölmüştü de öğrencilerinin hepsinden bu duaları duymuştu. Beli dikleşiverdi canım anneciğimin.

Kitap en iyi arkadaştı evet…  Onun kıymetini bilenler de bizim en iyi yoldaşımız, dostumuz, sırdaşımız, kardeşlerimizdi. Tıpkı Şükran hanımların, Alp Aldatmaz’ların birlikteliği ile çığ gibi büyüyen ve aydınlanan bir ışıklı yoldu okumak.. Atalarımın, hocalarımın, Kutsal kitabımın tek emriydi okumak, anlamak ve uygulamak.

 

 

Kütüphanede O Kitap (2)

Uğramıştım anlattı tozlu rafta duruyor…
Diyorki rutubetten sayfalarım kuruyor…
Okunmaktan ziyade okunmamak yoruyor…

“E-Kitap nedir?” dedi, diyemedim aşınmaz…
Öyle kitap mı olur, rafa konmaz taşınmaz!

Kapağımı açsalar sayfalarım akarlar…
Belki dolunca vadem ateşlerde yakarlar…
Yahut rafta bırakır aval aval bakarlar…

“Ne çok seviliyordum” diyordu heyecanla…
Hiç ellerden düşmezdim unutuldum zamanla…

“İçindekiler” yazar, saklı orada tarif…
Beni okuyan bildi nicesi oldu arif…
Hani ben parçasıydım bir zamanlar maarif!

Yaralıyım vurdular okumayan ordular…
Okunmazsam ölürüm bunu bilmiyordular…

28 Mart 2016, sabah yelleri eserken,
Alp Aldatmaz

Cemreme Değmişler

Bahar gelmişse neyime, değmeyin cennetime, düzenime… Sokaklarda kızayım gene tükürene, sövene.. İzmaritini atana, çekirdeğini yığana pisleneyim; hani efeyim ya, şunlara bir haddini bildirivereyim.. Parkın yeşilini hiç göremediğime mi üzüleydim, mavi gökleri mis gibi ciğerime çekemediğime mi? Hürriyetimin tadını çıkarmak varken, ne diye oto boka böyle kendimi yiyip bitirdim? Özgürlük gibisi yoktu, ben ne demeğe azap içinde yaşadım. Keşke her yer çöp olaydı, nola çekirdekleri boğazlarına takılaydı, banane!. Tek HÜR olaydık. Kavgası bile güzeldi hakkını aramanın.. Dayılanırdık önümüzde sırasını bozana. Dikkat etsene amca! ne sokuyon tanımadığını araya? Hey gidi günler bir geleydi, söz kimselere kızmayacağım. Kimin gidisi kime karıştıysa billahi takmayacağım. Tanıdıklarım oturursa otursun, nasılsa gün gelir devran döner, elbet onlar da aslına icabet eder… Büyük Allahım milletimi yine kahraman eyler. Borcuna harcına, yoluna yordamına, evimden taa senin barkına karışırsam ne olayım. Yuh bana, eyvah bana. Tükürdüğümü yalattınız ya bana, unutursam namert olayım… 02.03.2016

 

11535835_389788057875060_7769484903197529579_n