Aylık arşivler: Eylül 2014

Günümüzün Kadını

Günümüzün kadını iseniz,  tebrikler tüm zorlukları yendiniz, imtihanları geçtiniz! Geçmiş zamanlardan daha kolay dediğimiz modern hayatın en müreffeh günlerinde yaşamayı seçtiniz… Üstelik sizlere sunulan fırsatların farkına varabileceğiniz en üst düzeyde donanımlara sahipsiniz. Ve tüm bunları eşlere, ağabeylere, kardeşlere rağmen evet, evet siz becerdiniz…

Elbette kolay olmadı bu… Evde ellerinin hamuruyla olmaz denen işleri zaten beceriyorken, altından kalkamayacağından da kalkmak zorundaydınız. Bunun bir de belgesi olmalıydı, inanmayanların gözlerine sokmalıydınız.. Kurslara gittiniz, bilgiler edindiniz.. Teknolojiyi öğrenip sonra bu bilgileri diplomalarla çerçevelediniz… Her şey erkeğinin yanında olabilmek içinse, kadın- erkek eşit ise, ee ben de varım işte, dediniz.

amasra_tek

Sorumluluklarınızı ve sevgilerinizi hızla akıp giden zamanla yarışarak yaşasanız da siz artık vazgeçilmez bir “eli ekmek tutan eş”tiniz…

Önceleri dediniz her şey onlar için, sonra bir baktınız ki kendinize güveniniz gelmiş, insanın ayakları yere değince nasıl da sağlam basarmış? Maaşmış, çantaymış, fularmış almadık daha neler kalmış.. Eve eli kolu dönmede ne varmış? “Bak! anneciğin de sana neler almış…

 *

Bu yarışta daha da ileri gidildi, erkek tabii çoktan geçildi. Araba sürmede, trafikte yol vermede, dikiz aynasında ruj sürmede, park etmede istatistiklerde hep öndeydiniz. Erkek bunları onuruna yediremedi, sizin gücünüzü hazmedemedi… Hep ayrılıklarla bitti evlilikler.. Hepsinin hikayesi birbirininkine benzer… En yakın arkadaş da, öteki ne yoldaş mı? denildi..

Şehirde tek başınasın, ister ayakta kal, ister topal… Düşenin dostu olmaz derler… Bir tekme de benden sana al!

Sonra birde bakmışsın 8 Mart gelir. Amanın o erkekler ne çok şey bilir.. Vay anam ben neymişim de neymişim? Sanırsın kendisi kadına şiddette sütten çıkmış ak kaşık. Oh ne ala memleket, yap-et,sonra kendini bana taşıt. Yok kardeşim yok, artık aramızda her şey biter, dünya ahret bacımız demişiz size, yoksa elalem ne der?

 

Sâmiha Ahsen Ayla TÜRKELİ

 

canan bekir ben

Bir Sen Kalmıştın Kullanılmadık

Son günlerde Kızılay’ın göbeğinde, hızla akan insan trafiğinin selinde, bazı kızlarımızın ellerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk resimlerini uzatarak yardım topladıklarını görüyorum. Nedense koşturmacadan, telaşımdan bugüne kadar soramadım. Ya da bir dernek yararınadır filan gibi masum bir düşünce ile umursamadım. Belki size bile denk gelmiştir… Gelinmeyecek gibi değil ki, adım başı insanları durdurup önce Atamızın resmini göstermelerini, sonra karşı tarafın ellerini ceplerine götürürken başka yaklaşanları kesmelerini seyretmek iki dakikanızı almıyor.  Askerinden yaşlısına, öğrencisinden yabancısına hemen her kesimden vatandaşımızın istisnasız hiç boş geçmediklerine kısa sürede şahit oluveriyorsunuz.

Yanlarına gidip bu sefer açık açık sordum:
“Hayırdır, siz ne yapıyorsunuz?”
“Kanser olan bir arkadaşımız için yardım topluyoruz.”
İyi de Atamızı neden buna alet ediyorsunuz?
Kafamdaki dernek cevabı bu değildi. Birden tepem attı. Zabıtaların kol gezdiği, dilencileri barındırmadığı başkentin  kaldırımlarında resmen duygu sömürüsü yapılıyordu. Suriyelilerden yeteri kadar bunalmıştık, çete halinde dolaşan dilencilerden de öyle… Ben de vatandaşıysam bu ülkenin sebebini arayacaktım. Etrafıma bakındım… Milli piyangocu vardı en yakınımda. Ona sordum. Zabıta nasıl izin veriyor ya bunlara?
“Yaptırımı yok abla, götürüyorlar, iki dakikada yine bitiyorlar ki.. “
“Niye kanun yok mu ki bu ülkede? Atamızı koruma kanunu hani?
“Kim takıyor ablaaa işine bak sen.”
 

Pes dedim. Zabıtanın olmayışına, yaptırımı yok diye göz yumulmasına, kanunu takmayan piyango satıcısına, Atamızı kirli amaçlarıyla sömürenlere de yazıklar olsun dedim. Böylece bir kez daha anladım ki ne şikayet edecek bir mercii, ne hakkını arayacak vatandaş kalıyordu meydanlarda.. Peki ortalıkta koşturan o milyonlarca kalabalık da neyin nesiydi, biri bunu açıklasa bari bana ???

10150603_554923731289772_2463702792228503737_n

Sakın Sağlık Bakanlığı Duymasın

 

 

Balıkesir’in kıyı kasabası güzelim Erdek’te  tabiat da deniz de bir harikadır.  Burası seven turistler ve müdavimleri tarafından her sene dolar dolar boşalır. Ama ola ki kulağınıza denizden su kaçıp bir tıkanırsa aklınızda olsun… En yakındaki Erdek Devlet hastanesine  giderek açtırmanız gerekebilir. Daha danışmadan  sizi geri çevirirler.

– Yok kardeşim, burada kulak, burun boğaz doktoru yok.

– Eee napcem ben?

– Sen Bandırmaya gidecen..

– Eee şimdi te oraya nasıl gidem?

– Zaten oraya da randevu alcen de gitcen…

-…….

Bandırma nere, Erdek nere? Zaten üç günlük tatilinizin kalan kısmını tek kulağınızla duymaya çalışarak  siz yine idare edersiniz de Sağlık Bakanlığı 18 bin kişinin yaşadığı Erdek’te neden KBB doktoru olmadığını umarım açıklar..

 

 

10590541_10204664866131324_7791342223992234166_n