Aylık arşivler: Mayıs 2014

GDO Bakalım Size Ne Zaman Bulaşmış?

Çarşıda pazarda aldığımız her şeyde bir tuhaflık var. Hiçbirini canımız çekerek almıyoruz. Yerken de eski aldığımız lezzetleri bulamıyoruz. Sonra da diyoruz ki “bunların GDO’suyla oynanmış”  Hangimiz hormonsuz ve organik etiketini bulunca normalinden iki kat daha fazlasını ödemeye razı olmuyoruz ki? Her şey çocuklarımıza temizinden yedirmek içindi ama bakın ne oldu:

Gıda ve Hayvancılık Bakanlığınca gıda ürünlerinde 0,9 oranında bulunan geridonusuolmazGDO miktarına izin çıktı. Vatandaş ne olduğunu anlamadan Resmi Gazetede yayınlandı, yönetmeliği filan hep değişiverdi. Biz medyanın yalancısıydık. Şimdi Devlet eliyle GDO laştırıldık.

Nerede İnsan HAkları Dernekleri? Nerede Sivil Toplum Kuruluşları? Haydi biz duymadıydık, sizin hiç mi haberiniz olmadı?

İstanbul’a Feth-i Mübin Selamı

29 Mayıs 1453 tarihinden beri Çağ açıp kapatan Fatihlere selam olsun. Gemileri kızakların üzerinde dağlardan aşırarak, düşmana bile parmak ısırtan Mehmetlere selam olsun. Atıyla denizin üzerinde yürüyen Sultanlara selam olsun. Paygamber tarafından övülen, müjdelenen askerlerime selam olsun. Ulubatlı Hasanlara, Akşemsettin Hocalara selam olsun… İstanbul’a, İstanbulluma, 561 senedir vuslatı anlatan “aşka” selam olsun…osmanlsn8

Hep birlikte başardığımız Zafer mucizesini tekrar ve aynıyla yapacak yüreklerimizle, dinmeyen vatan sevgimizle, en uzaktakinden en yanımızdaki kardaşlarımızla bu Fetih hepimizindir diyorum, kutlu olsun, kalıcı olsun, var olsun niyazlarımızla selamlıyorum… Tüm Efelerime, Zeybeklerime, dadaşlarıma gakkoşlarıma, bütün hemşehrilerime hatta tüm Türki Cumhuriyetlerine selam olsun. Bu selam, kartal bakışlı bir ırkın, rüzgarlardan daha hızlı kahraman ordusunun bir neferinden olup, dalga dalga tüm Türkiye’ye, oradan tüm dünyaya yayılacaktır eminim…

b3c5c6821ea33102907ee3c0b4a87f7b_1303754512

SOMA’NIN YASI HEPİMİZİNDİR

301 CAN, GÖREV ŞEHİDİ OLDU. Manisa demek Soma demek…İzmir Soma demek, EGE bölgesinde hiç bir ev yoktur ki bir yakını Soma’da olmasın, çalışmasın. Hemşehrilerimiz, ailelerinin bel kemiklerini kaybettiler… Canları, eşleri, oğulları,kardeşleri gitti.. Tanıdıkları, komşuları, arkadaşları gitti…Aziz Milletimizin BAŞI SAĞOLSUN. Artık bu yas hepimizin ortak acısıdır. Ailelerine güç, kuvvet, sabır ve metanet diliyoruz. Allah 201 cana gani gani rahmet eylesin. Ağır yaralılara tez zamanda şifalar versin. Dualarımız sizlerledir. 

Bundan sonra bari önlem alamayan yaşam odası hazırlayamayan veya alternatif koruma sağlayamayan taşeron şirketlere iş de ihale de verilmesin. Bu son olsun. İnsanım bu kadar ucuz olmasın artık… Almanya 3 vatandaşını madende kaybetti diye madenciliği bitirme kararı almış. Enerjiyi başka şekillerde ve güvenilir ortamlardan arayacakmış. . . 

Son dakika: 3 günlük milli yas ilan edildi..

Sağlıklı Tabaklar

Sihirlisini, lezzetlisini, şekillisini duyduk da tabakların sağlıklı olanı pat diye giriverdi hayatımıza. Sağlık bakanlığı obeziteyle savaş çarelerine bir yenisini daha eklemiş. Kalorisi az, ama doyurucu gıdalarla tabakları bezemiş… Ama bakalım bunca reklamın, bunca AVM’nin ve bunca hanım toplantılarının altın günlerinin yapıldığı günümüzde bakalım bu uyarıyı kaç kişi dinleyecekmiş?

Kendimden hemen bir örnek verebilirim mesela,   ne zaman rejime başlasam o günlerde bir hanım günü olur, kararlı bir şekilde yemeyeceğim diye gittiğim sofralardan yenilmiş bir ezik olarak kalkarım.Evet, yine kaybetmişimdir. Zaten bende irade sıfırdır… Hep kendime yüklenmişimdir.. Ama ev sahibinin hiç mi kusuru yoktur? Üç çeşitten fazla yapılmaması kararı almamıza rağmen bu 10 çeşit de neyin nesidir? Zenginsiniz anladık, bunca açlık ve onca çöken ekonomi varken dünyada, peki bu israf neyin göstergesidir? Dinimizce de haram sayılan ifrat artık sadece vicdanlarımızın sorumluluğunda mıdır?  1897874_305226259633911_2236806498445375123_n

Sebzelerle meyvelerle donatılmış tabakları sevinçle karşıladım bu yüzden. Çok büyük bir  hatamıza engel olması ümidiyle duyarlı okuyucularımızı ben de pasta börek yığılı günlere gitmeyip protesto etmelerini tavsiye ederim. Hatta bir de slogan buldum hepimize. Haydi bunu yayalım:

 Gelsin sağlıklı tabaklar, yaşasın sağlıklı hayatlar!

1899989_435162599920254_1984866221_n

Kırım Tatar Türklerinin Acı Kaderi ve Madalyalar

-Roza KURBAN –

16 Mart 2014 tarihinde Kırım’da gerçekleşen referandumun sonuçları önceden belliydi ve beklenen oldu. Kırım Tatar Türklerinin boykot ettiği referanduma katılım oranı %83,11 olup, katılımcıların %96,77’si Rusya’ya, %3’ü Ukrayna’ya katılma yönünde oy kullanmıştır. Referandum sonucunun çıkmasının hemen arkasından Kırım’ın bağımsızlığı ilan edilmiş ve Rusya’ya katılma başvurusu yapılmıştır. Olaylar o kadar hızlı gelişti ki, sanki Ruslar yıllarca bu günü beklemişti ve önceden hazırlıklı oldukları belliydi. Putin’in Kırım’ın Rusya topraklarına katılmasını öngören anlaşmayı onaylarken yaptığı konuşma bunu doğrular nitelikteydi. İmza töreninde Kremlin’den ulusa seslenen Putin, “insanların kalbinde ve aklında Kırım’ın hep Rusya’nın bir parçası” olduğunu, “tarihi adaletin yeniden sağlandığını” söylemiştir. Kırım’ın Rusya’nın ayrılmaz bir parçası olageldiğini belirten Putin, 16 Mart tarihinde gerçekleşen referandumun “fazlasıyla ikna edici” olduğunu savunmuş, Kırım halkının da “bu tarihsel adaletsizliğe katlanmak zorunda olmadığını” söylemiştir. Putin’in sözlerinden de anlaşıldığı üzere, hem Ruslar hem de Kırım’da çoğunlukta olan Rus nüfusu, ilhakı, tarihi yanlışın düzeltilmesi olarak görmektedir. Putin, referanduma katılmayan, Kırım’ın Ukrayna’ya bağlı kalmasını isteyen Kırım Tatar Türklerine de Tatar dilinin Rusça ve Ukraynaca ile birlikte resmi dil olarak kullanılacağı sözünü (!) vermiştir. Gel de inanma!

Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasını öngören anlaşmanın imzalanmasının ardından, Kırım Tatarlarının endişelerinde haklı olduğunu kanıtlayan adımların yapılacağı ile ilgili sözler Kırım Başkan Yardımcısı Rustam Timergaliyev’ten gelmiştir. Timergaliyev, Rus haber ajansı Ria Novosti ile yaptığı bir mülakat sırasında, Tatarların halen yaşadıkları toprakların bir kısmını boşaltmalarını isteyeceklerini söylemiştir. Timergaliyev, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra “gayri resmi bir biçimde Kırımlı Tatarların gecekonduları tarafından ele geçirilmiş topraklar için yasal bir düzenleme yapmak istediklerini” belirtmiştir. “Kırım Tatarlarından sosyal ihtiyaçlar için gerek duyulan toprakların bir kısmını boşaltmalarını isteyeceğiz” diyen Timergaliyev, Kırım Tatar Türklerinin normal yaşamlarını sürdürebilmeleri için birçok başka arazi tahsis etmeye hazır olduklarını söylemiştir. Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasını öngören anlaşmanın hemen arkasından gelen bu açıklama Kırım Tatar Türklerini bundan sonra ne beklediğinin habercisidir ki, bir Kırım yetkilisinin ağzından söylenen bu sözler “Kırım Tatar sürgününün” bir işaretidir. Gelen haberlere göre, referandum sonrası Ruslar, Kırım Tatar Türklerinin evlerini bir savaş ganimeti gibi paylaştıkları, “bu Tatar buradan taşınınca bu ev senin, o ev benim olacak” şeklindeki konuşmalarına da yansımıştır.

Kırım’ın Rusya’ya ilhakını öngören anlaşma, Rusya Parlamentosu’nun alt kanadı olan Duma’da tek “hayır”a karşı 443 oyla 20 Mart 2014 tarihinde kabul edilmiş, daha sonra parlamentonun üst kanadı Federal Konsey tarafından da onaylanmıştır. Putin tarafından imzalanarak yürürlüğe giren yasaya göre, Rusya’da 83 olan bölge sayısı 85’e çıkarılırken, 1 Ocak 2015 yılına kadar geçiş süresi işletileceği belirtilmiştir. Öte yandan Ukrayna ile Avrupa Birliği (AB) arasında ortaklık öngören anlaşmanın siyasi kısmı imzalanmıştır. Brüksel’deki AB zirvesine katılan liderlerin huzurunda, Ukrayna’nın geçici hükümeti Başkanı Arseniy Yatsenyuk ve AB Konseyi Başkanı Herman von Rompuy anlaşmaya imza atmıştır. Yapılanlar karşısında NATO Rusya ile işbirliğini askıya aldığını belirtmiştir. NATO dışişleri bakanları, Rusya ile tüm sivil ve askeri işbirliğini askıya alma kararı almış, Haziran’da yapılacak toplantıda ilişkilerin gözden geçirilmesine karar verilmiştir. NATO dışişleri bakanları tarafından yapılan açıklamada, Rusya’nın uluslararası hukuku ihlal ettiği, Avrupa-Atlantik Ortaklığı’ndaki ilke ve taahhütlerine aykırı şekilde hareket ettiği belirtilmiştir. NATO dışişleri bakanlarının birleştiği kaydedilen açıklamada, “Rusya’nın Kırım’ı yasadışı ve gayri resmi ilhak girişimini tanımıyoruz… Demokrasiye, insan haklarına, azınlıklara ve hukuk devletine sıkı şekilde bağlı, bağımsız, egemen ve istikrarlı bir Ukrayna, Avrupa-Atlantik güvenliği açısından kilit öneme sahip ” denilmiştir.

Batı ile Rusya arasında ipleri geren Kırım’ın Rusya’ya ilhakının ardından Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk, Lugansk ve Harkiv kentlerinde Rus yanlısı grupların kamu binalarını, televizyon istasyonunu, belediye binalarını ele geçirdikleri duyurulmuştur. İşgal ettikleri tüm binalara Ukrayna bayrağını indirerek Rus bayrağı çeken ayrılıkçı gruplar, buradaki cephaneliklerde bulunan silahları da ele geçirmişlerdir. Harkiv’de bir grup Rus yanlısı göstericinin “burası Rusya kenti, Avrupa’nıza sürünün” şeklinde ırkçı sloganlar attığı bildirilmiştir. Ukrayna yönetimi, binaları işgal edenlerin “terörist” olarak değerlendirileceğini kaydetmiştir. Gelişmeler üzerine Rusya Dışişleri Bakanlığı Ukrayna’nın doğusunda meydana gelen olayları bastırmak için Ukrayna güçlerinin hareketlendirildiği yönündeki haberlere atıfta bulunarak protestoculara karşı güç kullanarak krizi tırmandırmaması konusunda Kiev’i uyaran bir açıklama yayımlamıştır. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Ukrayna’yı istikrarsızlaştıranların Rusya olmadığını, Batı’nın gereksiz yere gerginliği tırmandırdığını” belirmiştir. Buna karşılık NATO Genel Sekreteri Andres Fogh Rasmussen, Moskova’nın Ukrayna’da daha fazla müdahil olması halinde bunun tarihi bir yanlış olacağını söylemiş, “Rusya’ya geri çekilmesi ve Ukrayna’nın doğusundaki kriz durumunu tırmandırmaması çağrısı yapıyorum” demiştir. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Rusya’nın Cenevre anlaşmasına uymadığını, bunun bedelinin ağır olacağını söylemiş, “Rusya’nın anlaşmalara uymaması sadece ciddi bir hata olmayacak, pahalı bir hata olacak” şeklinde uyarmıştır. Ukrayna’nın doğusunda, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) askeri gözlemci heyeti Rusya yanlısı ayrılıkçılar tarafından rehin alınmıştır. Gözlemcileri kaçıran grup, gözlemcilerin casus olduklarını, ellerinde bunu doğrulayan belgeler bulunduğunu savunmuştur. Rusya yanlıları, tutuklu bulunan yandaşlarının serbest bırakılması karşılığında AGİT gözlemcilerini serbest bırakacaklarını söylemişlerdir. AP ajansı Rusya yanlısı grupların doğuda ondan fazla kasaba ve kentte kontrolü ele geçirdiğini belirtmiştir. Rus yanlıları karşısında çaresiz kaldıklarını açıklayan Ukrayna Devlet Başkanvekili ve Meclis Başkanı Aleksandr Turçinov, doğudaki olayların, Donetsk ve Lugansk illerindeki emniyet görevlilerinin eylemsizliğini, çaresizliğini ve bazen de ihanet ettiğini gösterdiğini belirterek, içişleri bakanlığından bu kentteki emniyet müdürlerinin görevden alınmasını talep etmiştir.

Rusya yanlısı Ukrayna Devlet Başkanı Yanukoviç’in devrilmesi ile tırmanan olaylar o günden bu güne kadar Ukrayna’da taşarlın yerinden oynamasına neden olmuştur. Kırım olayları parlak verdikten sonra Putin her seferinde Kırım’a Rus askerlerinin “ayak basmadığını” öne sürmüştür. Fakat Cenevre’de AB, ABD, Rusya ve Ukrayna dışişleri bakanlarının katıldığı Ukrayna zirvesi yapılırken Putin televizyona canlı yayına çıkmış, “Kırım halk direnişi hareketi arkasında elbette Rus askerleri duruyordu. Askerlerimiz Kırım halkının referandumda iradesini ortaya koyması için yardımcı oldu” şeklindeki açıklamasını yapmıştır. Putin bu açıklama ile sınırlı kalmamış, Kırım’ın kuşatılmasına katılan Rusları madalya ile ödüllendireceğini söylemiştir. Sözlükte Madalya kelimesinin anlamı şöyle açıklanmıştır: madalya – Savaşta varlık gösterenlere, yarışlarda ve sergilerde derece alanlara ödül, bazen de önemli bir olay dolayısıyla ilgililere hatıra olarak verilen metal nişan. Putin’in “Kırım’ın kuşatılmasında” tabirini kullandığına göre madalyayı alacak olanlar da “savaşta varlık gösterenler” oluyor. Bundan çıkacak sonuç şudur, Kırım Putin Rusya’sı için çok önemli ve Kırım’ı hayat pahasına dahi almak mübahtır. Madalya ile ödüllendirme (kandırma) Rusların geleneğinde vardır, bu ne ilk ne de sondur. Kendi yararına yapılacak olan işlerde Ruslar ödül vermekten sakınmaz, hatta herkese çuvalla dağıtırlar, tıpkı Kazan’ın 1000 yıllığında olduğu gibi. Kazan’ın 1000 yıllığı sadece bir örnektir ve ibretliktir ki, tüm Rus yanlısı Tatarlar Putin imzalı “Kazan’ın 1000 yıllığı madalyası” ile ödüllendirilmiştir. Aradan birisi çıkıp da “Putin’in imzaladığı ödülü almam, bu ecdatlarımıza ihanettir!” dememiştir, aksine bununla her fırsatta böbürlenmekten yana tavır sergilemekten geri kalmamaktadırlar. Demiştim ya, Rus yanlıları, Rus hayranları diye, onlardan da bu beklenir. Ben ömründe Rusların elinden madalya veya ödül alıp sevinen bir milliyetçi görmedim, Ruslar da milliyetçilere ödül veya madalya veremezler, çekinirler, doğruları yüzlerine haykıracaklarından korkarlar. Söz milliyetçilerden açılmışken Kırım Tatarlarının efsanevi lideri Mustafa Cemil Kırımoğlu da böyle ödüllere kanmayan, dik duruşundan taviz vermeyenlerdendir. Kırım’da yaşanan olaylar sırasında Putin, Kırım Tatar Türklerinin liderinden yararlanmak üzere Kırımoğlu ile görüşme isteğini dile getirmiştir. Bugüne kadar direnişi ile birçok milliyetçiye ilham kaynağı olan Mustafa Cemil Kırımoğlu, SSCB döneminde “Benim milletimi tanımayan devlete ben askerlik yapmam” diye askerlik yapmayı reddettiği için 1968 yılında 15 yıla hapsedilmiş, Sovyet hapishanesine girmiştir. Sovyetler döneminde Sibirya hapishanelerini tek tek dolaşan Mustafa Bey kendini milletine adamış bir şahıstır. Kırım olayları ortaya çıktıktan sonra çeşitli ülke liderleri ile temaslarda bulunarak destek arayan Mustafa Cemil Kırımoğlu, Tataristan’ın eski Cumhurbaşkanı Mintimer Şemiyev’in daveti üzerine Kazan’a gitmiştir. Kırımoğlu-Şeymiyev görüşmesi sırasında Kırım’daki olayları, endişelerini dile getiren Kırım liderinin sözleri karşısında Şeymiyev, “ben bu dediklerini yapamam, sen bunu Putin’e anlat, onunla görüş” diyerek Putin’e telefon açmıştır. Görüşmeden olumlu bir sonuç çıkmamış aksine Putin her zamanki tehditkâr tavrını korumuş ve görüşme sonunda: İcabında bazı süreçler, bazı durumlarda feda edilir! Ukrayna’nın Sovyetler Birliği’nden kopması da neticede gerçek manada ‘legal’ biçimde gerçekleşmemiştir…” Mustafa Cemil Kırımoğlu’nun Putin’dan yana tavır alması, Putin’i desteklenmesi beklenemezdi, bunu Putin’in kendisi de iyi biliyordu, onun için durum sakinleşene kadar, yani tabiri caizse “köprüden geçinceye kadar ayıya dayı demiştir.” Taşlar yerine oturduktan sonra bunun intikamını alacağı belliydi. Ben şahsen Mustafa Bey’in tutuklanmasından endişe ediyordum, fakat Putin farklı bir yol seçmiştir. Mustafa Cemil Kırımoğlu’nun 5 yıl süreyle Rusya’ya girmesi yasaklanmıştır. Mustafa Bey’in eline verilen belgede şu satırlar bulunmaktadır: “Ukrayna vatandaşı Kırımoğlu’nun federal yasalar çerçevesinde Rusya topraklarına 16 Nisan 2019’a kadar girmesi yasaklanmıştır.” Bu haberi önce Kırım Meclisi yalanladı, Kırım Parlamento Başkan Yardımcısı Konstantin Baharev, “Kırım Parlamentosu bundan bir süre önce gerçekten Kırım’da istenmeyen 300 Ukraynalı yetkilinin yer aldığı listeyi görüşmüş ve yayımlamıştı. Ancak bu listede eski Tatar Meclisi Başkanı ve Tatar halkı lideri Kırımoğlu yer almıyor” diye konuşmuştur. Bu yalanlama sonrası Mustafa Cemil Kırımoğlu, “haftaya Kırım’a gideceğim. Rus makamları Kırım’a girişimde bir engel olmadığını söyledi. Ancak yerel makamlar elime bir kâğıt tutuşturdu. Kazakistan ve Almanya’ya gideceğim. Haftaya Kırım’a geçeceğim. Neyin doğru olduğunu o zaman göreceğiz” diye konuşmuştur. Ancak Ateş olmayan yerden duman çıkmaz derler”, ve beklenen gün geldiğinde Kırım Tatar lideri, önce Moskova havaalanından Rusya’ya alınmamış sonra Ukrayna üzerinden Kırım’a geçmek üzere Ermenipazar kontrol noktasında silahlı Rus askerlerince havaya ateş açılmak suretiyle durdurulmuştur. Kırımoğlu’nu karşılamaya gelen 2–3 bin civarında Kırım Tatarı itirazlarını bildirseler de, Rus askerler geçiş izni vermemiştir. Daha sonra Kırım lider Ukrayna’nın sınır noktası tarafından ara bölgeye geçerek Kırım Tatarları ile buluşmuş, kısa bir konuşma yaptıktan sonra Ukrayna’ya dönmek zorunda kalmıştır. Stalin döneminde henüz 6 aylık bebekken ana kucağında sürgün edilen ve 15 yıllık ömrünü Sovyet hapishanelerinde tüketen Mustafa Cemil Kırımoğlu bir kez daha vatan topraklarına alınmadan geri çevrilmiştir. Bu da Putin Rusya’sının Kırım liderine uyguladığı yaptırım adı altında gerçekleşen sürgündür… Bir taraftan, Stalin döneminde baskı gören Kırım Tatarları, Ermeniler, Alman ve Yunan kökenlilerin haklarının iade edilmesi amacıyla kararname imzalayan Putin, diğer taraftan Kırım Tatar liderinin Rusya’ya girmesini yasaklamıştır. Bu yapılanların hangisi doğru ve geçerli olduğunu zaman gösterecektir. Zaten Putin’in gerçek yüzü de yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaktadır.

Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” ibaresini sıkça kullanmayı severiz. Peki, Kırım’da yaşananlar karşısında Türk Dünyası ne yaptı, Kırım Tatar Türklerine sahip çıkabildi mi, yeteri kadar destekledi mi, yoksa tam tersini mi yaptı? Kırım’da olaylar baş gösterdikten sonra Kırım lider Kırımoğlu destek amaçlı çeşitli temaslarda bulunmuş, bu çerçevede Tataristan, Türkiye, Kazakistan gibi Türk Cumhuriyetlerin başkanları ile görüşmüştür. İlk önce Tataristan ile başlayalım. Kırım’da olayların başlaması ile Putin kendini haklı göstermek için destekçilerini işe koymuştur. Türk’ü Türk’e karşı kullanmak Rusların eskiden beri gelen geleneklerindendir. Bu sefer de aynısı olmuştur. Şubat ayının sonunda milletvekilleri, sivil toplum kuruluşları, Tataristan Cumhurbaşkanlığı idare amirlerinden oluşan bir heyet Kırım’a gönderilmiştir. Kırım Tatarları ile yaptıkları görüşmeler sonucunda milletvekili Razil Valiyev, “Bizim amacımız barış, güven, her halkın Tatar’ın da, Rus’un da, Ukraynalının da hakları korunsun, her halka ihtiram gösterilmelidir. İçişlerine karışmayı düşünmüyoruz, bizim buna hakkımız yoktur. Hangi devlet kuracaklarını onlar kendileri halletmelidir” şeklinde açıklama yapmıştır. Hiç kuşku yok ki, bu açıklama hiçbir şekilde Kırım Tatarlarının yararına değil, aksine Putin’in elini hafifletecek onu haklı gösteren bir açıklamadır. O sırada Kırım’da yapılacak referandum söz konusuydu ki, sonuçlar önceden belliydi. Putin bununla da yetinmemiş, heyetin hemen arkasından Tataristan Cumhurbaşkanı Röstem Minnehanov’u Kırım’a göndermiştir. Tataristan Cumhuriyeti ile Kırım Otonom Cumhuriyeti arasında ikili işbirliği anlaşması 5 Mart 2014 tarihinde imzalanmıştır. “Bugün en önemlisi Kırım’da barış, uluslararası ve dinler arası dostluğun olmasıdır” şeklindeki Minnehanov’un açıklaması da siyasidir. Bir de Rusya Federasyonu’nun Kültür Bakanlığının resmi web sitesinde “Putin’in Kırım ve Ukrayna’ya karşı yaptıklarını onaylıyor musunuz?” sorusu ile açılan ankete Kazan Tatarlarının da yoğun bir şekilde Putin’i desteklediğini görmek üzücü olmakla beraber bir gerçektir. Putin’i destekleyerek imza atan 44 Kazan Tatarı’nın arasında milletvekilleri, sanatçılar, yazarlar bulunmaktadır. Ayrıca, “hiç tereddüt etmeden imzaladım, çünkü Kırım ezelden beri Rusya’nındır, adalet yerini buldu” şeklideki açıklamalar “Türk dostluğu”nun bir kanıtıdır. Gerçi bu imza atan Kazan Tatarlarının da gerçek anlamda kendilerini Türk’ten çok Rus olarak gördüklerini, Putin imzalı madalya alan insanlar olduğunu söylemekte yarar vardır. Fakat tüm Kazan Tatarlarının da böyle düşünmediğini, meydanlarda Kırım Tatarlarına destek çıkan, bildiriler yayımlayan sivil toplum kuruluşlarının olduğunu belirtmek gerek. Kırım konusunu masaya yatırmak üzere Mustafa Cemil Kırımoğlu birkaç kez Türkiye’ye gelmiş ve cumhurbaşkanı, başbakan, dışişleri bakanı ile görüşmüştür. 15.04.14 tarihinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Kırım Tatarlarının lideri Mustafa Cemil Kırımoğlu’na Çankaya Köşkü’ndeki törenle “Cumhuriyet Nişanı” takmıştır. Bunun hemen ardından Konya’da Kırımoğlu’nun adı bir parka verilmiştir. Başbakan ve dışişleri bakanı Kırım ve Kırım Tatarları ile ilgili yaptıkları konuşmalarda “Kırım Tatarlarının arkasındayız, takipçisiyiz…” gibi açıklamalar yapmakla yetinmiştir. Mart sonlarında, Rusya ve Ukraynalı 21 yöneticinin mal varlıklarının dondurulmasını kararlaştıran AB bu kişilere seyahat kısıtlaması da getirmiştir. AB, söz konusu yaptırımların Türkiye ve Sırbistan gibi birliğe aday ülkeler tarafından da uygulanmasını talep etmiştir. AB ve ABD’nin aldığı yaptırım kararlarına Türkiye’nin de katılması beklenirken, Ankara bu yaptırımlara katılmayacağını bildirmiştir. Türk diplomatik kaynaklar, AB ve ABD’nin aldığı yaptırım kararlarının Türkiye’yi bağlayıcı bulunmadığını belirterek “Türkiye’nin ticari ilişkileri kritik önemde. Biz Rusya ile olan ekonomik ilişkilerimizin bozulmasını istemeyiz. Şu aşamada nihai bir karar verilmedi ancak Türkiye’nin yaptırım kararlarına katılması beklenmiyor.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Açıklamalardan görüldüğü gibi Türkiye’de yine “vicdan” değil de “cüzdan” konuşmuştur. Kazakistan ise Kırım’ın Rusya’ya katılmasını tanıyan ilk ülke olması ile öne çıkmaktadır. Türk Dünyası’nın Kırım konusundaki duyarsızlığı açık bir şekilde ortadadır. Kırımlı İsmail Gaspralı’nın “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” sözlerinden Türk Dünyası’nın çok uzakta olduğunu görmek üzücüdür… Yaşananlar karşısında Kırım Tatar Türkleri dertleri ile baş başa bırakılmıştır.

Bugün Ukrayna iç savaşın eşiğindedir. Olayları yatıştırmak yerine Rusya yangına körükle gitmektedir. Bunun nedeni Kırım konusunu örtmek, unutturmak ve dikkatleri başka yöne çekerek gündemi değiştirmektir. Gerçekten de Rusya istediğini bir nebze de olsa elde etmiştir. Çünkü artık Kırım ile ilgili konular dillendirilmemektedir. Dış dünyaya demokrasiden, hak-hukuk-adaletten yana olarak gözükme çabasında olan Putin’in çelişkili açıklamaları dikkat çekmektedir. Söz konusu Suriye olduğunda “ülkenin bölünmez bütünlüğünden” söz eden Putin, sıra Ukrayna’ya geldiğinde Kırım’ı kendi topraklarına ilhak etmesi, Ukrayna’nın doğusunu karıştırarak ülkeyi iç savaşın eşiğine getirmesini nasıl açıklayabilir? Yeri geldiğinde BM sözleşmesini hatırlayarak Kırım’da yapılan referandumu “Kırım halkı, BM sözleşmesi başta olmak üzere sayısız belgede kabul edilen uluslararası hukuk ve normları çerçevesinde kendi kaderini tayin hakkını kullandı. 16 Mart’taki referandum en özgür ve demokratik bir ortamda gerçekleştirildi, oylamanın sonucu da – halkın %97’si Rusya’yla birleşmeden yanaydı – ikna edici olmanın ötesindeydi” şeklindeki açıklama, Rus yetkililerin ağzıyla söyletilmiştir. Madem referandum uluslararası hukuk ve normlara uygun bir uygulamaysa o zaman 1992 yılında gerçekleşen Tataristan referandumunu neden Rusya tarafından kabul görmüyor? Hukuksa herkes için hukuk, adaletse herkes için adalet olmalıdır. Nedense hukuk ve adalet sadece Ruslar için işliyor… Çeçenistan’ı kana bulayan, Kazan Tatarlarını sindiren, susturan, Rus olmayan çocukların anadilde eğitim haklarını ellerinden almak üzere 2007 yılında 309 nolu “ana dilde eğitimi yasaklayan” kanunu imzalayan Putin Kırım Tatarlarının ana dilde eğitim görebilmesi için ayrı bir kanun mu çıkaracak? Hiç sanmıyorum… Putin’in Rusya Parlamentosu’ndaki “Kırım her zaman Rus, Ukraynalı ve Tatarlarındı, hale öyledir ve öyle kalacak. Bu yarımada orada yaşayan herkesin anayurdudur; Ruslar, Ukraynalılar ve Tatarlar” şeklindeki sözleri tüm olanların ve olacakların habercisidir. Putin konuşmasında nüfusu çok olandan az olan doğru sıralamış ve Rusları ilk sıraya yerleştirmiştir. Bilindiği gibi, Kırım nüfusunun %58,32’sini Ruslar, %24,32’sini Ukraynalılar ve sadece %13’ünü Kırım Tatarları oluşturmaktadır. Durum böyleyken Kırım Tatar Türklerinin çıkıp da hak talep etmesi pek mümkün gözükmüyor. Aslında adı üstünde Kırım, Kırım Tatar Türklerinin ana vatanıdır. Ama onlara soran yok. Kırım Rusya’ya bağlanır bağlanmaz Ruslar kendilerini göstermekten geri kalmamıştır. Edinilen bilgilere göre, Kırım Tatarlarının evlerini ganimet görerek aralarında paylaşan, telefon kulübesinde yakınları ile Kırım Tatar Türkçesinde konuşan bir genci öldüresiye döven ve gözünden eden Rusların bundan sonra ne yapabileceğini tahmin etmek bile istemem… Bir zamanlar Stalin rejiminin zulmüne maruz kalan Kırım Tatar Türkleri, bugün Putin zulmü ile karşı karşıyadır. Ve ne yazık ki yardım eli uzatan, dertlerine derman olanların sayısı yok denilecek kadar azdır.

1352448892_roza-kurban

Bir Hızır’ı Olmalı İnsanın…

Ömrü boyunca bir kez karşılaştığı ama ölümüne kadar minnet duyacağı, dokunduğu şeyi senin faydan yapacağı, hayatını, seni, senden çok tanıyacağı… Bir Hızır’ı olmalı insanın, Adı da NAzik olmalı…

Bir Hızır’ı olmalı insanın, Adı da Mehmet olmalı…

Seni Kitap gibi okumasıyla, İstanbul’da Saraylı edasıyla, görgüsü bilgisi, dehasıyla Bir Hızır’ı olmalı insanın, Adı da İlhan olmalı…

 

Ulular ulusunun erbabıyla, kaleminin ustasıyla, geçmişimle köprü kurup aramda, geleceğe ümitle baktıran Bir Hızır’ı olmalı insanın, Adı da Sâmiha olmalı…

Bir Hızır’ı olmalı insanın, Adı da Ekrem Hakkı  olmalı…

Adı kütüphanelere dolmalı, yazmaya vasıflarını doymamalı, uzun kipriklerine meftun olmalı Bir Hızır’ı olmalı insanın, Adı da Müjgan olmalı…

Bir Hızır’ı olmalı insanın, Adı da Meşkure olmalı…

Olmalı, olmalı… bu dünyada her köşe başında hepimize özel bir Hızır hâzır bulunmalı, bize insan olduğumuzu hatırlatmalı..

Bunca huzura rağmen isteyecek başka şey de bulmamalı… Ruhlarınız şad, mekanlarınıza refah…  Şükründen aciziz elhamdülillah. 

 

 

 

 

 

Reşadiye Mareşal Fevzi Çakmak Ortaokulu

“Okulu Kitaba Çevirdi” ve “Böyle okul Görmediniz” manşetlerini görünce dikkatimi çekti. Bu rengarenk boyanmış merdivenleri ve üstüne öğrenilmesi gereken ilkeleri yazmayı akıl eden yaratıcı Müdür Beyi mutlaka sitemizde tanıtmalıydım. Ona teşekkürlerimizi sunmalıydım. Erzurum’un Yakutiye ilçesinin kenar mahallelerinden birinde bulunan Mareşal Fevzi Çakmak Ortaokulu Müdürü, gitmediğim, görmediğim ama yüreğimde hissettiğim ortak sevgimizin dadaşı sevgili Selami Topaloğlu’nu tahmin ettiğim gibi internetin feysbuk sayfasından bulup ekledim. Sonra kendisinden haberi paylaşıp paylaşamayacağımın iznini istedim.   Sevinçle kabul etti sağolsun…  Kilometrelerce uzaktan kurduğumuz bu gönül köprüsünün ilk bendini atışımızın bir hıdırellez gecesine rastlaması da bana göre  dikkate şayandır. Şimdi huzurlarınızda gerçekleştireceğimiz bu röportajımızla belki de dünyada bir ilki gerçekleştireceğiz.

10171023_10152359719693187_7030264212934161635_n

 

Ahsen Türkeli 

Bize kısaca hayatınızdan, nasıl bir çevrede yetiştiğinizden bahsedebilir misiniz?

Selami Topaloğlu

Yetiştiğim çevre Erzurum merkezde müstakil bir ev, çatısız, kar yağdığı zaman kürediğimiz bir ev… Küçük yaşta abimin sayesinde güreş sporu ile tanıştım. Hiç oyun oynama imkanım olmadı arkadaşlarım dışarıda bilye oynarken ben güreş antrenmanlarına gidiyordum. Başarılı olunca o dönemin bakanı Hasan Celal Güzel’in başlatmış olduğu güreş eğitim merkezine yerleştirildim. Altı sene orada yatılı kaldım, ortaokul ve liseyi Tokat’ta okudum.

Ahsen Türkeli  

Bu uygulamayı yapmak nereden aklınıza geldi? Daha önce denenip denenmediğini hiç araştırdınız mı?

Selami Topaloğlu

İnanın bu uygulamanın daha önce bir yerlerde yapılıp yapılmadığına bakmadık. Okul bitiminde öğretmen arkadaşlarla neler yapabiliriz diye konuşuyorduk aklımıza bu geldi, ilk önce merdivenleri boyayalım dedik. Sonra bunu yapmışken görünen yüzlerine bilgiler ekleyelim diye konuşuldu o akşam boyama işine başladık boyama işi 2 akşamda bitti renk hoşumuza gitmedi tekrar boyadık bilgileri yerleştirdik ve ortaya güzel bir olay çıktı daha sonra yabancı bir ülkenin yaptığı bir çalışmayı gördüm ama özel bir okuldu. Başka okullarda olabilir ama bu okul için biz düşündük emek verdik bu okul için çok gerekliydi. Şu an merdivenlerdeki bilgileri okuyan öğrencilerimi gördükçe ne kadar doğru bir iş yaptığımızın daha çok farkına varıyorum.

Ahsen Türkeli  

Başka bu gibi yararlı düşünceleriniz var mı? Onları uygulamaya konması için çalışmalarınız nelerdir?

 Selami Topaloğlusavaşlar

Biz okula geldiğimizden itibaren hep öğrenci merkezli düşündük. biz sahip olmazsak başkaları sahip çıkar düşüncesi ile hareket ettik. Spor faaliyetlerine, sosyal faaliyetlere önem verdik. Bunlara önem verdikçe okulda da değişikliklerin olduğunun farkına vardık. Öğrencilerimizi yaşlılar evini ziyarete götürdük, dönüşte öğrencilere sordum ne düşünüyorsunuz diye…  Bir öğrencimin verdiği cevap doğru yolda olduğumuzun göstergesiydi:  Eve gidince dedeme ve nineme daha sıkı sarılacam. Veli ziyaretleri gerçekleştirdik, tanınmış simaları okulumuza getirdik. Cengiz Toraman, Nurullah Akçayır, Teyo Emi gibi meslekleri tanıtıcı seminerler, uzun atlama, kısa mesafe koşuları, barfiks, şınav hep öğrenciye dönük faaliyetlere önem verdik. Öğrencilerimiz şunu anladı ki bunlar bizim için yapılıyor ve onlarda katkı vermeye başladı. Hayalimde çok güzel şeyler var. Çevreyi okula çekmek için projelerim var. Halk günleri ve bu bölgede maddi durumu iyi olmayan evlilik yolunda olan genç kızlarımız var. Bunları meslek sahibi yapacak kurslar açmak ve bir kızımızın düğününü okulda yapmak istiyorum . Ev ihtiyaçlarını, eşyalarını esnafımızı tek tek dolaşıp imece usulü biz evini dizeceğiz, düğününü okulda biz yapacağız, kına gecesini biz yapacağız, ayrıca hayatında bu şehirden çıkma imkanı olmayan bu öğrencilerimiz için bir gezi düşünüyoruz. Çarşamba günü okulumuz bölgesinde ilk ve tek olacak mezuniyet törenimiz var.  Öğrencim ilk defa cüppe giyecek, kep fırlatacak.

Ahsen Türkeli  

Yöre insanı, öğrencileriniz ve velilerin sizi çok sevdikleri muhakkak. Bunu sayfanızdaki yorumlardan hissetmemek mümkün değil. Bizim merak ettiğimiz Milli Eğitim camiasından destek görüp görmediğiniz..

yakutiyeSelami Topaloğlu

Öğrencilerimiz için yaptığımız bu çalışmalar velilerimiz tarafından takdirle karşılandı. Önceki dönem oluşan veli kavgalarından eser kalmadı, velimizi okula çektik. Yardım konusunda gerçekten daha önce okul müdürlüğü de yapmış olan İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Ahmet Kurt ve Yakutiye İlçe Kaymakamımız Ahmet Katırcı Bey faaliyetlerimizde yanımızdalar… Soracaksınız yeterli mi? Okulların durumu malum, ihtiyaçlar bitmiyor. Şu an fiziki olarak okulumuzun bir sıkıntısı kalmadı fakat sınıflarımızın perdeleri konusunda sıkıntımız var. Ayrıca donanım olarak projeksiyon cihazlarına ve laptop ihtiyacımız var. İnşallah zamanla bu sıkıntıları da aşarsak her şey daha iyi olacak. Bu sene 5. ve 8. sınıflara 1. dönemin başından itibaren öğretmen arkadaşlarım her gün temel derslerden özel ders verdiler deneme sınavları yardımcı kaynaklarla desteklendiler. Bu sene okul adına başarı adına da güzel şeyler olacağının inancındayım.

Ahsen Türkeli  

Üstün zekâlı çocuğu nasıl tanırsınız? Ülkemizde onlara yeterli imkân verilse neler olacağını sizin sözcüklerinizle okuyucularımız duymak ister.

 Selami Topaloğlu

Üstün zekalı öğrenci davranışları ile zaten kendini belli ediyor. Bizde bir kanı var, sesiz çocuk başarılıdır, yaramaz çocuk şikayet edilendir. Öğretmen arkadaşlarıma hep diyorum ve bana tavsiye edilen benim de tavsiye ettiğim her çocuk özeldir filmini mutlaka izleyin. Her çocuk matematiği feni çok iyi yapacak diye bir kaide yok. Burada başarılı olamayan bir öğrenci sporda, müzikte, resimde çok yetenekli olup çok üstün şeyler yapabiliyor şu an okulumuzda problem olarak nitelendirilen öğrencimiz bütün spor aktivitelerinde en önde zaten biz yönlendirmeyi tam anlamıyla yapabilsek veya öğrencimizin yeteneklerine göre hareket edebilsek şu an çektiğimiz sıkıntıların hiç birisinden eser kalmayacak. Tek yol öğretmenin, idarenin, hizmetlinin öğrenciyi sahiplenmesi, okulu iş kapısı olarak görmemesi.

Ahsen Türkeli  

Talebelerinizden yüksek okul okuma şansına sahip olanların yüzdesi kaçtır?

 Selami Topaloğlu

Okulumuz başarı grafiği olarak yeterli olduğu söylenemez biz bunun mücadelesini bunun savaşını veriyoruz. Şu ana kadar fen lisesi kazanan öğrencimiz yok. Bu sene ilkini yaşamak istiyoruz ve çalışmalarımızda bu yönde yapıyoruz, bunu yapacağız. Çünkü emek verdik, gayret ettik ama diğer taraftan amacımız öğrencilerimizin hepsinin iyi okul kazanma şansı yok ama iyi bir vatandaş olma yolunda devletini, milletini seven, hukuka saygılı, çevresine zarar vermeyen kişiler olarak da bu hayata bağlayabilirsek bence bu bölgede en büyük başarı budur.

Ahsen Türkeli  

Eğitim tekniğinizi kitap haline getirip bir ekol olmayı ister miydiniz?

 Selami Topaloğlu

Benim amacım bu bölgede hep ilkleri yapmak, eğitimi öğrenciye indirgemek. İnanın ekol olmak diye bir düşüncem yok. Bu çocuklarımızın hafızasında yer edinirsek ileriki zamanlarda gördükleri zaman selam verebiliyorsa, birbirimize hal hatır sorabiliyorsak benim için en büyük mutluluk bu. Bu işi ben birileri bana aferin desin için yapmıyorum. Kimseden ödül beklentim de olmadı 5. sınıftan bir öğrencim gelip de “müdürüm bizim için yaptıklarınız için teşekkür ederim” diyorsa hiç bir ödül bunun yerini tutmaz.

Ahsen Türkeli  

Geleceği nasıl görüyorsunuz?

 Selami Topaloğluselami

Gelecekte güzel şeylerin olacağını temenni ediyorum. Fakat bu bizim elimizde idarecilerin öğretmenlerin yerel yönetimlerin sivil toplum kuruluşlarının biz işimize sıkıca sarılırsak bu gençlere sahip çıkarsak gelecekte millet daha güzel şeylerle karşılacak. imkanı olmayanlara imkan verildiği güzel işler ortaya çıkaranlar desteklendiği, maddi durumdan dolayı okula gelemeyen öğrencilerin sahip çıkıldığı bir gelecek hepimizin beklentisi.

Ahsen Türkeli  

Birkaç cümle ile de ailenizden, evlatlarınızdan, kişisel meraklarınızdan bahsederseniz seviniriz.

 Selami Topaloğlu

Emirhan ve Fatih Mehmet adında iki oğlum, Yaren isminde bir kızım var. Eşim ev hanımı, okulda yapılan güzelliklerle beraber seviniyoruz. Oğlum baba bizim okula gel, diye sürekli baskı yapıyor:))) Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Okulda öğretmen arkadaşların objektiflerinden çıkan fotoğraflarla birde fotoğraf sergisi açtık. Zamanımın çoğunu okulda geçiriyorum. Okulda olmak beni rahatlatıyor.

Ahsen Türkeli  

Röportajımıza zaman ayırdığınız için teşekkür eder bütün Erzurumlu Dadaşlarımıza, kardeşlerimize, dostlarımıza sizin vasıtanızla biz de buradan selamlarımızı göndeririz

Selami Topaloğlu

İlgi ve alakanızdan dolayı çok teşekkür ederim ablacığım. Sizden isteğim bu okul desteklenmeli bu konuda sitenizde de destek yazıları yazmanız, maddi imkansızlıklar içinde bir çok yenilik yaptık. İnşallah küçük katkılarla daha güzel işler yaparız. Bu konuda manevi olarak desteklerini bekliyoruz.

 indir

 

 

 

Padişah ve İhtiyar

Çok soğuk bir kış günü padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş.Yanına Başvezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı biradam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.

Padişah, ihtiyarı selamlamış:
“Selamunaleykum ey pir’i fani…”
“Aleykumselam ey serdar’i cihan…”

Padişah sormuş:
“Altılarda ne yaptın?”
“Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor…”

Padişah gene sormuş:
“Geceleri kalkmadın mı?”
“Kalktık… Lakin, ellere yaradı…”

Padişah gülmüş:
“Bir kaz göndersem yolar mısın?”
“Hem de ciyaklatmadan…”

Padişahla Başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah
Başvezire dönmüş:
“Ne konuştuğumuzu anladın mı?”
“Hayır padişahım…”

Padişah sinirlenmiş:
“Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.”

Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere
kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.
“Ne konuştunuz siz padişahla…”

Adam, başveziri şöyle bir süzmüş:
“Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.”

Başvezir, yüz altın vermiş.
“Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah
olduğunu.”
“Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.”
Vezir kafasını kaşımış.

“Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne emek?…”
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
“Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü
çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da
kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim.”

Vezir bir soru daha sormuş…
“Geceleri kalkmadın mı ne demek?”

Adam bir yüz altın daha almış.

“Çocukların yok mu diye sordu.

Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına
yaradılar, dedim…”

Vezir gene kafasını sallamış.
Peki”Bir kaz göndersem yolar mısın”, o ne demek…

Adam gülmüş.
“Onu da sen bul…”

Boşluk

Bugün “minik kelebeğim”in omuzlarını düşmüş görünce bütün kıyametler biranda kopacak sandım. Nuh’un gemisi az sonra kalkacak, İbrahim’in ateşi yanmaya başlayacak. Eyüb’ün yaralarını kurtlar saracak ve Adem cennetten ebediyete kadar yine kovulacak… Hiç bu kadar sıkışmamıştı insanoğlu, hiç bu kadar çaresiz de kalmamıştı… Sapkın kavimlerin sonu helak olmaktı ya bizim sonumuz demek ki tez olacaktı.. Mademki dünyanın yükünü yüklenmiş omuzlarda takat kalmamıştı, o mücadeleci bakışlarda artık gözyaşları da saklanmayacaktı.

1000771_629509793726827_643259291_n

Biliyorum gene dimdik ayakta duracaktı. Ülkesini, milletini, prensiplerini, dinini ve Allah sevgisini göğsünde taşıyacak…İşini,gücünü,gerçeğini,ekmeğini hep taştan çıkaracak, her anını hastalarının dertlerine derman olsun diye adayacaktı. Benim özgür beyaz kelebeğim, sevgili tabibim Gülin Hanım kardeşim