Aylık arşivler: Nisan 2014

Gizem’i Hunharca Öldüren Katil Babasının Kuzeni Çıktı

 

Adana’da pazar günü kaybolan  Gizem Akdeniz  öldürülmüş halde bulundu. Gizem’in katili babasının amcasının oğlu S.A.çıktı. S.A.’nın Gizem’i parkta oynarken arabasına aldığı, Kabasakal Mezarlığı’nın arkasına götürüp koli bandı ile bağlayıp bıçakladıktan sonra üzerine benzin dökerek yaktığı daha sonra ise küçük kızın evine gelip arama çalışmalarına katıldığı ortaya çıktı.

Edinilen bilgiye göre, pazar günü parka gitmek için öğle saatlerinde evden çıkan  Gizem Akdeniz’in   annesi Hatice Akdeniz’de pazara gitmişti. Annesi  Hatice Akdeniz pazardan geldiğinde bir türlü eve gelmeyen kızının durumundan şüphelenip , durumu polis ve eşine haber verdi. Olay yerine gelen polis mahallede arama yaptı ancak küçük kızın izine ulaşamadı. Bunun üzerine Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ve Çocuk Şube Müdürlüğünce özel bir ekip oluşturuldu. Bütün asayiş ekipleri ve çocuk şube ekipleri çocuğu bulmak için seferber oldu. Önce polis hakim kararı çıkartarak mahalledeki bütün evleri tek tek aradı.

Pazar günü o saatte parkta  bulunan çocuklar  tek tek sorgulandı. Çocuklardan biri Gizem’i en son babası Mustafa Akdeniz’in kuzeni S.A. ile gördüğünü söyledi. Bunun üzerine polis S.A. ile görüşürek Gizem ile son görülen kişi olduğunu söyledi. S.A. önce orada olmadığını söyledi. Daha sonra  parkta Gizem’in yanına gittiğini eve gitmesi gerektiğini söylediğini belirtti. Polis zanlıya ondan sonra nerelere gittiğini sordu. Zanlı ailesini pikniğe götürdüğünü ve daha sonra nerelere gittiğini anlattı. Polis bunu üzerine S.A.’yı serbest bıraktı. Daha sonrada arama yapmaya devam etti. Polis Ankara’dan arama köpeği getirilmesini istedi. Diğer taraftan güven timleri de devreye girerek sokak karış karış arandı. Helikopterle aramaya havadan destek verildi.

Çocuk Şube Müdürlüğü Deniz Polisi’yle birlikte çocuğun DSİ’ye ait sulama kanalına düşebileceği ya da öldürüldükten sonra kanala atılabileceği ihtimali üzerine kanalda 5 kilometre boyunca arama yaptı. Yapılan aramada bir sonuç çıkmadı. Ayrıca özel ekipten bir kısmı ise S.A.’nın o gün ‘Gittim” dediği yerlerdeki güvenlik kameralarını ve mobese görüntülerini tek tek inceledi. Yapılan incelemelerde S.A.’nın gittim dediği bazı yerlerde olmadığı görüldü. Bunun üzerine S.A. aileyle birlikte arama yaparken polis tarafından gözaltına alındı. Zanlı, 30 dakika sonra sorguda Gizem’i öldürdüğünü itiraf etti. Zanlının özel güvenlik elemanı olarak çalıştığı Gizem’in evinin karşısında oturduğu Mustafa Akdeniz’in hemşirelik bölümünde okuyan kızı Gamze ile evlenmek istediği ancak verilmediği için cinayeti işlediği öğrenildi. Zanlının Gizem’in parktan otomobiliyle alıp Kabasakal Mezarlığı Rüzgar Tepe Mevkii’ne getirip burada koli bandı ile bağladıktan sonra önce bıçaklayıp daha sonra benzin dökerek yakıp gittiği belirlendi. Ancak Gizem’in tam olarak yanmadığı tespit edildi. Zanlı gece itirafın ardından polisi Gizem’i bıraktığı yere götürdü. Polis Gizem’i zanlının gösterdiği yerde bulup inceleme yaptıktan sonra adli tıp kurumu morguna kaldırdı.

Zanlı S.A’nın Gizem’i pazar günü öldürdükten hemen sonra  kaybolduğunu bilmiyormuş gibi Gizem’in evine gitti ve daha sonra küçük kızın anne ve baba ile arama çalışmalarına katıldı. Zanlının Çalışmalar sırasında Gizem’in pazara gittiğini söyleyerek yönlendirme de yaptığı belirlendi.

gzm

 

23 Nisan 2014 94.Kuruluş Yıldönümümüz Kutlu Olsun

“Önce içimizdeki çocuğun, sonra bütün çocuklarımızın bayramını” kutlamalı insan, sonra Aziz Milletimize Egemenliği hediye edenler bir bir anılmalı… Geçen 94 sene çok şeyler öğretti bizlere, çocuk saflığında her birimiz kendi kendimizin lideri olmadıktan sonra başka lider beklememeli, denmeli…Her 23 Nisanda Ruhlarınız ruhlarımıza şifadır.  Egemenlik kayıtsız şartsız bizlerindir. Egemenliğimi seviyorum, mutluyum, çünkü “Türküm” diyebiliyorum. Teşekkürler Atam,seni çok seviyorum.Böyle bir günde seni daha çok anlıyor ve Fatihalarımı gönderiyorum…

yan_p_s_nen_renkli_ampuller_gifyan_p_s_nen_renkli_ampuller_gif1549401_1435946066646182_866037984_n

yan_p_s_nen_renkli_ampuller_gifyan_p_s_nen_renkli_ampuller_gifyan_p_s_nen_renkli_ampuller_gif

Tüm Çalışanların Yararına Mobbing Kriterleri Açıklandı

“Yargıtay, iş10174978_1440740299500092_3862920899845308940_nyerinde bir başka personelin yapması gereken işler sık sık kendisine verilen, yerine başkası görevlendirilen, cumartesi günleri mesai yaptırılan ve aynı pozisyondaki diğer çalışanlara anahtar ve şifreler verildiği halde kendisine verilmeyen bankacının, işyerinde mobbing’e maruz kaldığına karar verdi.

İzmir’de 1994-2010 yıllara arasında çalıştığı banka tarafından iş akdi feshedilen bankacı, işyerinde moobbing’e maruz kaldığını belirterek, manevi tazminat ve fazla mesai alacağının ödetilmesine karar verilmesi istemiyle dava açtı.  İzmir 10. İş Mahkemesi, davacıya sistematik ve sürekli psikolojik baskı uygulandığını gösterir kuvvetli deliller bulunmadığı kanaatiyle davanın reddine karar verdi. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’ne gitti. Daire, yerel mahkemenin kararını oy çokluğuyla bozdu.   Kararda şöyle denildi:

Mobbing’in varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlaline gerek yoktur, kişilik haklarına yönelik haksızlık yeterlidir.   Mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranmaz, davacı işçinin, kendisine işyerinde  mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak olguları ileri sürmesi yeterlidir. İşyerinde mobbing gerçekleşmediğini ispat külfeti davalıya düşer.

(HaberTürk)

 

1468703_10152722849073662_1614448724_n

 

Ayetlerden Seçilmiş 40 Mutluluk Formülü

İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran.

Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.

Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.

Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.

Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.

Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.

Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.

Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.

Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.

Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.

Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.

İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.

Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.

Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.

Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.

Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.

Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.

Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.

Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.

Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.

Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.

Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.

Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.

Saff 2: Yalandan uzak dur.

Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.

Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.

Al-i İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.

En’am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.

En’am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.

Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.

Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.

İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.

İsra 23: Anne ve babana ‘off‘ bile deme.

Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.

Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et.

Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.

Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.

Necm 3: İnanma duygunu diri tut.

Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme.

 

Ebru Ersöz Tenekeci’nin feysbuk sayfasından alınmıştır. 

”DOĞUŞUMDAKİ TEK İNSANÜSTÜLÜK… ”

“Baba soyunun Kızıl Oğuzlarına, anne soyunun Konyarlar Türkmenlerine dayandığından; iki kuruşundan birini kitaba yatırdığına; kendisini olağanüstü görenlere verdiği yanıttan; tek varlığını ona hediye eden çocuğa kadar bir dizi bilinmeyen yer alıyor Atatürk ve Çocuk kitabında.”

“Anıtkabir Komutanlığı tarafından hazırlatılan ve yaklaşık 250 bin adet basılan kitabın, yarısı Anıtkabir’de diğer yarısı ise Türkiye genelinde askeri birliklerde çocuklara dağıtılacak. Öğretmen Binbaşı K.Mehmet Teke tarafından kaleme alınan, tasarımını Bora Öncü’nün yaptığı kitap, 5 bölümden oluşuyor. ‘Atatürk de Çocuktu’ isimli birinci bölümde, ailesi, çocukluğu , Harbiye’deki gençlik yılları anlatılıyor.”

 1385880_10151957258156600_1877027502_n

“Kitabın son bölümünde ise çocukların Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yazdığı mektuplara yer veriliyor.”

Aysel ALP, Bugünkü Hürriyet’ten alıntıdır. 

 

ayyildiz10150603_554923731289772_2463702792228503737_n

Hıdırellez Bereket Keseleriniz Hazır

DSC00157

Nisan ayının sonuna yaklaştığımız şu günlerde bazı evleri bir telaştır almıştır. Beş mayısı altı mayısa bağlayan gece Hıdırellez gecesidir ve bir yıl beklenmiştir. O güne has yapılacak tüm hazırlıklar gözden geçirilmeli, bu sene her zamankinden çok bereketlenilmelidir.

Karınca yuvaları gözlenir, kaç arkadaşa verilecek iyice bellenir. Ateş nerede yakılacak, kimse görmeden koca kadın nasıl atlayacak? Şuna bak ahı gitmiş vahı kalmış, diye kimbilir nasıl da kınanacak:))))

Evet bu sene Hızır ilyas çok güzel gelecek. Yılda bir kez buluşan bu iki Hak dostun bereketi bütün inananların evlerine bereket olarak yağacak. Nazik Erik Eğitim Bursuna katkı sağlamak amacıyla bizler de “Bereket Keselerimizi” sizler için hazırladık ve küçük bir ücret karşılığı bu sene dağıtmayı düşündük. Daha beş mayısa çok var demeyin, elimizde sınırlı sayıda vardır. Gelin bari bu sene cüzdanınızda taşıdığınız bu keselerin paralarınızı hiç bitmeyişindeki bereketinin sırrına vakıf olalım.

 

İmdâd Yâ Resulallah

“Sevgili Peygamberim,

Biliyorum âlemlere rahmet olarak geldin, biliyorum en son Peygambersin..  1441 sene öteden gelen sevgin, müşfikliğin, güzel ahlakınla bizleri halâ cezp edersin.. Amma bir kez daha gel ne olur, gel ki senden af dileyelim, kıymetini bilelim….

Torunlarını şehid etmeyelim, halifelerini zehirlemeyelim… Hadislerini değiştirmeyelim, geri gitmeyelim. İlimle, irfanla hep ileri gidelim.. Nurlu alnının değdiği toprağa, ardında dizilip biz de secde edelim. Bir daha gel Ya Resulallah! Ümmetim diye ağladığın bizler şimdi çok perişânız… Seni görmeden sevdik, ama lâyıkıyla bilemedik. Mademki son Peygambersin bir daha yok, o zaman bizlere bir şans daha niye yok? Elini tutmak, yasaklarına uymak, dimdik ayakta durmak, kimseden korkmamak istiyorum. Müslüman elinden, dilinden emin olunandır biliyorum… Öyle ise onları ben neden göremiyorum? Çalanı, çırpanı, birbirinin kuyusunu kazanı, emeksiz kazananı, haksız talanı, yalanı, dolanı, riyasını, yan gelip yatanını, yoldan sapanını kim düzeltecek? Bizi kim bekleyecek? Artık Yetiş Yâ Muhammed, Allahaşkına!

Oysa çalışanı severdin, hep iyilik emrederdin… Ümmetinden eminsen, şimdi bizlere de şefaat eder miydin?

Ya Resulallah yardım et, yeniden bulalım kendimizi. Samimiyeti, dürüstlüğü, güveni ve hoşgörüsüyle, kardeşliği öğreten, eşitliği getiren mübarek dinimiz, yine parıldayan bir güneş olsun dünyada… Bizler savaşmakla değil, birbirimizi sevmekle mükellef değil miydik? Doldurduk yine putlarımızı…  Hatırlayalım ne olur tüm unuttuklarımızı,  bugün ibret alıp korktuklarımızı, o gün hazır bulmadık mı?

Sen ey en güzel dost, en müşfik eş, Kur’an ahlakıyla bezenmiş eşsiz insan!  Anladım ki Kitabımıza sımsıkı sarılmak, sana sarılmak, onu anlayıp yaşamak da sana kavuşmak demekmiş. İşte o zaman elimizi tutan da Sensin, hiç bırakmayacak olan da Sen..  Bu dünya yaşadıkça bizimlesin. İmdâd Yâ Resulallah!”

 

 

 

Sâmiha Ahsen Ayla TÜRKELİ

Ankara, Nisan 2012

 

 

Başardın ALper!

FLASH GELİŞME: Türkiye Yüzme Federasyonu Genel Sekreteri Hakan Aktaç hiç ummadığımız bir zamanda özel telefonumdan beni arayarak kırgınlıkları noktalamak ve projemize destek olmak üzere beni federasyona davet etmiştir. Kendisi ile 25.04.2014 Cuma günü için randevulaşılmış olup kamuoyuna ve basın mensuplarımıza hassasiyetle duyurulur. Şu ana kadar önümüzde en büyük engellerden birisi olan Türkiye Yüzme Federasyonu tarafından bu geri bildirim tarafımızca da olumlu ve sportmence bir tavır olarak algılanmış ve aynı nezaketle dönüş yapılmış ve toplantı kararı alınmıştır. Süreçte desteği olan evvela Cumhurbaşkanlığı makamı ile Spor Bakanımız Sayın Akif Çağatay KILIÇ ile spor Bakanlığı özel kalem yetkilileri ve GSGM GN. MD. Mehmet Baykan ve GSGM Daire Başkanı sayın Ömer Kalkan ile Türkiye Yüzme Federasyonu yönetimine iyi niyetli görünen bu adım için teşekkür ederiz.Temennimiz yeterince zaman kaybı yaşadığım milli maratonumuzda en kısa sürede ilgili makamlara ve Yunanistan makamlarına gerekli resmi yazışmaların yapılarak sürecin başlamasıdır.Federasyonun önümüzü açması ile tahminimizce 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramına projemiz yetişebilecektir. İzinler ve vize sorunumuzun aşılmasından sonra geriye sadece SPONSOR BULMAK kalıyor.
Nasıl ki duyarlı devlet yetkililerimiz sayesinde tıkanıklıklar aşıldı ise aynı umutla ve karalılıkla duyarlı iş adamlarımızın ve STK ların bu milli ve uluslararası sportif projemize destek vereceklerine dair umutlarımızı koruyor,bu hususun kamuoyu ile paylaşılması hususunda kıymetli basın mensubu dostlarımın desteklerini istirham ediyorum.
sevgi ve Saygılarımla

Alper sunaçoğlu

Şimdide Geyik Sürüleri Kaçmakta

Amerikadan son günlerde yardım çığlıkları yükselmekte.. Okyanusları, kıtaları aşıp ülkemizde bile duyulmakta.  Bu öyle bir çığlık ki bütün dünyayı buzul çağına sokması beklenen Yellowstone’ın patlaması söz konusu olduğunda şimdiye kadar hiçbirimizin yaşamadığı, bilmediği, görmediği yüzlerce felaketi dünya ile eş zamanlı aynı anda yaşayacağız anlamına geliyor.

yellowstone

 

 

 

 

 

 

 

Yellowstone 6000 yıldır uyuyan bir dev…  En son patladığında yine çok büyük bir alanı etkilediği biliniyor. Asırlar sonra fay kuşağında olan depremler onu uyandırmaya yeter mi bilinmez ama Milli Park olan kullanılan ve çok sayıda ve çeşitte hayvanın yaşadığı yerden önce sürüler halinde bizonların, daha sonra da geyiklerin kaçtığı  bölgeden insanlar da kaçmaya başladı. Çünkü bu belirtilerin deprem habercisi sayıldığı kulaktan kulağa halkta panik hali yaratınca ABD vatandaşlarına güvenli bir ülke aramaya başladı. 10 yıl içinde patlamasına kesin gözle bakılan süper volkan, abd göçmenlerini kabul eden ülkelere ise 10 milyar dolar kazandıracak.

kizgin_lavlar_yanardag_2

 

23 Nisan Şifresi ve Atatürk….

Sarı Zeybek & Mustafa Kemal Atatürk23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, TBMM`nin 23 Nisan 1920 günü kurulmasının onuruna, TBMM tarafından sadece Türk çocuklarına değil, bütün Dünya çocuklarına ithaf edilen, her yıl 23 Nisan günü kutlanan, Türkiye`nin milli bayramıdır.

Atatürk Dünya çocuklarına 23 Nisan’ı bayram olarak hediye eder iken, Türk Milletinin büyüklüğünü ve kudretini gözler önüne seren bir tarih seçmiş dünya inanç sisteminin ortak sembolü olan St. George’un ölüm tarihi olan 23 Nisan’ı tercih etmiştir.

Çok zeki ve bilgili olan Atatürk, bir tesadüf eseri bu tarihi seçmediği bellidir. Dünyada 23 Nisan 303’te Roma İmparatoru St. George’u Hiristiyanlar aleyhindeki bir fermanı yırttığı için işkencelerle öldürttü. St. George 23 Nisan’da kutlanır. Bu Kilise Takvimi’ne göredir.

Aynı zamanda bahar bayramıdır. Avrupa’nın çeşitli yerlerinde St. George’u kişileştiren genç, yeşil yapraklara bürünür. Kilise Takvimi ile bugünkü takvim arasında 13 günlük fark vardır. Buna göre 23 Nisan 6 Mayıs’tır. Bu da Hızır’la İlyas’ın buluştukları gün olan Hıdırellez’dir.

23 Nisan 1920 de Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak ilan eden Atatürk, Dünyanın öldü diye yas tutulduğu ayrıca gençlik günü olarak kutladığı St. George gününü, Türk Çocuklarının ve Türk Milletinin gelecek hafızalarının doğuşu ve istikbali olarak tarihe yazmıştır.

Atatürk Tanrı tarafından Türk milletine kader-i tayin için hediye edilen, Hızır’dır.

Gelecek hafızalarımızı oluşturacak olan çocuklarımız, kendilerine bırakılan mirasa sıkıca sarılmaları, muhafaza etmeleri, daha ileriye nakletmeleri bir namus borcudur.

Emrah BEKÇİ
Araştırmacı-Yazar