Aylık arşivler: Mart 2014

Herşey Güzel Olacak

Benim güzel ülkem… Her sabah dünya yeniden kurulur ve her gün taze bir başlangıçtır.  Bu güne bu güzel dua ile başlamaya var mısınız?

“Yüce Tanrım Kolla beni,
Şer yoluna iletme hiç.
Hep iyiye yolla beni,
Fena bir şey diletme hiç.

Senin aciz bir kulunum,
Sevabım az, günahım çok
Muhtacınım, yoksulunum..
Senden gayri penahım yok.

Sen ki müşfik ve Rahimsin
Esirgersin beni elbet
Hem Ganisin hem Kerimsin
Senden gelir ancak rahmet.

Dileğim bu gece, gündüz
Rahmetini gönder bana
Yolumu kıl daima düz
Ki düşmeden gelem SANA!”

tc-bayrak-1

Bu duaya hep birlikte diyelim AMİN.

Beden Dilini Öğreniyoruz…

Beden Dili

         561106_396011813796081_1696546288_n       İnsanlığın temel dürtülerinden biri olan “topluma ait olma hissi”,  çağlar boyunca zorunlu kılmıştır. Tarih öncesi devirlerde, çeşitli sesler ve hareketlerle iletişim sağlanmıştır. İnsanlığın zaman içerisindeki evrimiyle sesler önce hecelere, sonra sözcüklere, cümlelere ve en sonunda dillere dönüşmüş, hareketler ise, ne yazık ki, iletişimde zamanla daha az farkedilen bir konuma gelmiştir. Yine de insanoğlu bu eski dilini hiçbir zaman unutmamış ve sözcüklerini daima hareketlerle bezemiştir. Beden dili, birçoğumuzca istemsiz olarak kullanılıyor ve sadece bilinçaltı tarafından algılanıyor olsa da, bu dilin iletişim içerisinde olduğumuz kişinin beş duyusuna da hitap edebilmek ve etkin bir izlenim elde edebilmek açısından önemi büyüktür. Beden dilini incelemek kişiyi, insanların zihnini okuyabilen biri haline getirmediği gibi, onların hareketlerinden gizli düşüncelerini öğrenme yeteneğini de kazandırmaz. Beden dili, bize bilinçaltımızla konuşmayı ve onu anlamayı öğretir;  bu yüzden çok güçlü bir iletişim aracıdır.

* Selam verirken veya tehdit altındayken avuç içinin karşıdakine dönük olarak kaldırılmasının sebebi; bilinçaltında o kişiye güven aşılama isteği bulunmasıdır. ( – Bak elimde taş, sopa falan yok. Benden sana zarar gelmez.)

* Konuşulan konudan hoşlanmamışsak veya o konuyla ilgilenmiyorsak kollarımızı kavuşturmamızın bilinçaltındaki sebebi; yaşamsal önemi olan organlarımızı güvence altına alma isteğidir. ( – Gerginim. Bu konularla ilgilenmiyorum, o yüzden içime döndüm ve kendimle ilgileniyorum. )

* Sürekli saçla, takılarla oynamak, ritm tutmak, kalem çevirmek, etrafa bakınmak; huzursuzluğun ve azalan dikkatin belirtileridir. ( – Bitse de kurtulsam… Şu proje işini nasıl yapsak acaba? )

* Yumrukları sıkmak, yüzü sebepsiz yere ekşitmek, diş gıcırdatmak; artan stresin ve olumsuzluğun habercisidir. ( – Zor dayanıyorum. Biraz daha konuşursa ne yaparım bilemiyorum. )

* Vücudun genel duruşu da, o anki ruhsal durumumuz hakkında ipuçları vermektedir. Örneğin kamburun çıkarılmadığı, dik ve dengeli bir duruş; kişinin özgüvenli, fiziksel ve ruhsal anlamda sağlıklı ve dinç olduğu etkisini bırakır. ( – Sağlıklıyım. Güçlü biriyim. İşine yarayabilirim. Ne dersin? )

* Omuzların düşük olduğu, vücut ağırlığının önde toplandığı, başın öne düştüğü duruş karamsarlık ve çekingenliği temsil etmektedir. Bu konumdayken elleri dibine kadar ceplere sokmak ise bedenle temas haline geçip iç gerginliği azaltmak içindir. ( – Hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorum. Şu anda ıssız bir adada tek başıma olmayı ne çok isterdim!)

* Göğüs gerilerek, ayaklar açılarak vücut alanının arttırıldığı, başın yan arkada, başparmak dışarıda olmak üzere ellerin ceplerde tutulduğu konumda; kişi kendine olan aşırı güvenini yansıtmaktadır ve bu pek hoş karşılanmaz.  (-Aranızdaki en iyisi benim. Ben her işi hallederim… Müthişim…)

* Konuşurken göz temasından kaçınılması, boş boş ve sabit bir noktaya bakma, ellerle ağzın örtülmeye çalışılması kişinin büyük ihtimalle yalan söylediğinin göstergesidir. ( – Senden kaçıyorum. Gözlerimin yalanımı açığa vurmasından koruyorum ve bu sözlerimin sorumluluğunu üstlenmiyorum. )

* Tokalaşırken de insanlar birtakım özelliklerini gösterirler. Güvenli ve dengeli bir tokalaşmada eller yere dik olacak biçimde tutulmalı, ne halsiz bir şekilde bırakılmalı ( – Ben bir ölü balığım. Hiçbir şey için halim yok ve kimseye fayda sağlayamayacak kadar güçsüzüm. ), ne de çok fazla sıkılmalıdır. ( – Seni ezerim. Çok güçlüyüm. ) Ayrıca elin yukarıdan ve avuç içi aşağıya dönük olarak uzatılması üstünlüğün sembolüdür. Karşısındaki kişi tam tersi şekilde elini uzatarak yanıt veriyorsa; bu o kişinin üstünlüğünün kabul edildiğinin göstergesidir.

* Beden dilinin yanı sıra kıyafetlerin, aksesuarların ve genel görünümün de izlenimdeki etkisi büyüktür. Örneğin; bayanlarda saçı sıkı sıkı toplamak ciddiyetin simgesi iken, kısa saç sıradışılığı, çok uzun saç ise özgürlüğü simgeler. Kol düğmeleri, kravat iğneleri ve saat gibi aksesuarlar kişinin yaşam tarzı hakkında büyük ipuçları verebilir. Taşınan çantanın statü belirtileri ise artık klişeleşmiştir (okul çantası, bayan çantası vs.). Kıyafetlerin temizliği, ütüsü, ayakkabının boyalı olup olmaması, parfüm ve makyaj da çeşitli etkiler bırakmaktadır. Kişinin kıyafetlerine gösterdiği özen, doğrudan kendisine verdiği değer olarak algılanmakta ve kişi bu algı doğrultusunda değerlendirilmektedir. Öte yandan tatil günlerinde ve piknik gibi aktivitelerde abartılı bir şıklık ve makyaj; o kişinin amacının aksine olumsuz bir imaj oluşturabilmektedir. Her zaman “Ben buradayım!” diye bağıran parfüm veya traş losyonu kullanmak ise, hem rahatsız edicidir, hem de bir süre sonra dikkat çekiciliğini kaybetmeye mahkumdur.

 

Beden dili günlük hayatımıza farklı bir bakış açısı kazandırırken, kendimizi daha yakından tanımamıza yardımcı olur.Vermek istediğimiz izlenim için gerçek bir destektir ve onun yardımıyla oluşturduğumuz imaj daha geçerli ve kalıcı olacaktır. Ayrıca iş hayatında bizi daha prestijli bir konuma getirip, elde ettiğimiz imajı sürdürmemize yardımcı olabilir. Yeter ki, kişiler sahip oldukları bu evrensel dile yeterince ilgi göstersin; doğa burada da cömertliğini gösterecektir ve birey karşılığını fazlasıyla alacaktır.

Haftaya kalbin aynası gözlerle devam edeceğiz…sozluk-ayak

Taşın Suyunu Çıkaran Türk

Faruk Durukan “Bir Türk Dünya’ya Bedeldir” sözünü ispat eden, Türk medyasında “Taşın suyunu çıkaran, müthiş Türk” diye manşet attıran,

Taşın suyu ile orman yangınlarına dur diyen,

Zararlı bakterileri %100 öldüren 3000 yıldır çözülemeyen zeytin yağ fabrikalarının başına bela olan, zeytin kara suyunu hammadde haline getiren,

Dünyada birkaç ülkenin ürettiği Aktif Karbonu üreten,

Doğal bitkilerden 25 çeşit kök boya üreten, pamuk ipliğine bağlanmasını sağlayan, ağaç yününü üreterek, İspanya’da ödül alan,

Yıllarca değerlendirilemeyen, boşa akıp giden zeytin yapraklarından çay üreterek 2006 yılında faydalı ürün üreterek 1.lik ödülü alan,

Taşın suyu ile üretmiş olduğu sabunla, selülitlere, mikroplara, ölü derilere meydan okuyan,

Türkiye’mizin İLK ve TEK ekstrakt fabrikasını kurarak, Türk insanını direk bitkinin özüyle tanıştıran, mütevaziliği ile üniversitelerimizin bilim adamlarıyla tanışan, yerine göre talebe, yerine göre onlara hammadde üreten, onların çalışmalarını kolaylaştıran emek ve zekasını hatta ömrünü Türk Ar-Ge’sini Dünya Ar-Ge’sinin üstüne çıkarmayı hedefleyen Faruk Durukan diyor ki, “Dünya’nın yaptıklarını yapmaya çalışırsak kuyruk olur, onlara ömür boyu muhtaç oluruz; onların yapamadıklarını yaparsak onların önüne geçer, ilimde bilimde dünyaya yön veren olarak söz sahibi oluruz”.

 Kale Naturel sitesinden alıntıdır.

http://www.zeytinyeri.com/

Anadolu Geleneği Sandık

Sandık dendi mi eskiden aklımıza çeyiz sandıkları gelirdi. Üstleri oymalı, cilalı, anahtarla açıldığında  içleri mis kokulu  göz nuru ipek iğne oyalarının, el emeği cânım kanaviçe takımlarının aralarına sabunlar, lavantalar  koyarak  bohçalanmış yatak takımları çıkardı. Hamam sefalarında kullanılan herşey de oradaydı. Ailenin kıymetli parası, altını, silahı ne varsa işte hep bu baba evinin yadigarı emektar ahşap sandıkta güvenle saklanacaktı.

Bizim ailemizin de bir küçük sandığı vardı. Babam ona “Aradığını bul, bulduğunu koy” sandığı adını vermişti ki kaybettiğimiz her şeyi ilk aradığımız yer orası olurdu. Hemen hemen bulmadan dönmezdik de başına gittiğimizde.

Sandık odası olurdu evlerin mesela.. Çoğunlukla çocuklarımıza verdiğimiz nohut oda bakla sofa evlerimizin olmazsa olmazıydı.

Malzeme sandığı, oyuncak sandığı, boya sandığı, taşıma sandığı, seçim sandığı vs… Adları değişse de kokuları hep aynıydı.  Boy boy, türlü türlü çeşitleri  olsa da hatıraları bile aynıydı.. Şimdilerin her yerde boy gösteren plastik, naylon ve şeffaf olanları henüz hayatımızı kaplamamıştı.

İşte bu sandıkları ve yaşanmışlıklarını hatırlayan sevgili okuyucularımız, her birimiz başka şehirlerde, mekanlarda, mahalle ve köylerde de olsak, ortak bir hissimiz vardır: Mutlu olmak!

Yarın ülkemiz sandık başına gidiyor. Huzurlu, hayırlı, mutlu hatırlayacağımız adil bir seçim olmasını diliyoruz.

VatanBirHaber, ANKARA

sallanan_koltuk_gif

“Kadın Her Devrin Kahramanıdır”

“Kurtuluş Savaşı’nın ilk Türk kadın subayı Fatma Seher’in kahramanlık öyküsü
“Bu kahramanlık öyküsünü yazmaya başlarken ellerim titredi. Büyük bir kahramanı layıkıyla yazabilmek, onu tarihin tozlu sayfalarından çıkartıp sizlerle buluşturmak kolay değildi. Savaş yıllarının yetersiz arşivi korkmama neden olsa da beni yıldırmadı. Çünkü Türk Edebiyatı Kurtuluş Savaşı’nda çarpışan bir kadın subayın hayatını konu alan bir romandan mahrumdu.

Ben bir tarih kitabı yazmadım. Kendimi Fatma Seher’in yerine koyup onunla özdeşleştirdim. Bu, benim Fatma Seher’im. Tarihin karanlıkta kalmış, dillenmemiş sayfalarında kendi kahramanımı yazdım. Unutulmuş gerçek bir kahramanı gözümden, yüreğimden sizlere aktarmaya çalıştım. Fatma Seher’in tekrar canlanıp aramıza hak ettiği gibi bir kahraman olarak katılacak olmasında benim de bir payım olursa bundan onur duyarım.

Anlı şanlı tarihimizin, cephelerde çarpışıp rütbe alan ilk Türk kadın subayı olan Fatma Seher Hanım, kahramanlıklarıyla tarihe damgasını vurmuştur. İzmit, Gemlik, Bursa bölgelerinde Kuvayı Milliye askeri olarak çarpışan, oğlu ve kızıyla canını siper eden Fatma Seher Hanım, Büyük Taarruz’da üsteğmen rütbesini almış, savaştan sonra bağlanan maaşını Kızılay’a bağışlamıştır.”

Gonca ELMAS 

Kitabının önsözünde  böyle diyordu Yazarımız…  Kadın kahramanımızı evimize getiriyor, okuyucusunu onunla özleştiriyor, kalemi tiyatro sahnesi sanki, her sahnesinden yüzlerce mermi akıyor… Sadece o mu kahramandı, o mu ölmeyen nefer? O benim de kahramanımdı, yaşasın Fatma Seher.

Fatma Etiyle kemiğiyle karşımdaydı, onda ne varsa aynısı Gonca’daydı.. Yazarımı çok sevdim. Yüreğimde gezdirdim. Bir solukta okunan, tadı damağına yapışan muhteşem kitabı sizde okuyun istedim. Kadın işte her devrin kahramanıdır, evet. Benim kahramanımsa her daim yanımdadır.

Youtube’da Kapatıldı

Türkiye Twitter’a yapılan engellemeyi konuşurken bugün bir yasak da video paylaşım sitesi Youtube’a geldi. Youtube da kapatıldı…

Karar internet erişimi sağlayan GSM operatörleri ile internet erişim hizmeti veren TTNET ve Superonline gibi ISP şirketlerine tebliğ edilirken, kararın Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından alındığı bildirildi.

Son olarak ’a, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’e ait olduğu iddia edilen ses kaydı yüklenmişti. Gündeme bomba gibi düşen ses kaydında, seçim öncesi savaş çıkarma planları üzerine konuşuluyordu.

Sözcü

you

RTÜK’ün Skandal Kararı

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), TRT Haber’in siyasi partilerin yerel seçimlerde yaptığı mitinglerde; AKP’ye 17 saat, CHP ‘ye ve MHP 1 saat yayın hakkı tanımasını fırsat eşitliğine aykırı bulmadı.

RTÜK görevlileri, TRT Haber’in 15.3.2014-21.03.2014 tarihleri arasında siyasi partilerin çeşitli illerde yaptıkları mitinglerde AKP’ye 17 saat 36 dakika, CHP’ye 1 saat 1 dakika, MHP’ye ise 60 dakika süre ayırdığını saptadı. Uzmanlar; “Bu sürelerin seçime katılan siyasi partiler açısından kamunun siyasi beklentilerine cevap verecek şekilde partiler arasında fırsat eşitliği sağlamadığı görülmektedir” diye görüş belirtti.

Ayrıca, “Tarafsızlık, gerçeklik, doğruluk ilkelerine uygulamakla yükümlü olan radyo ve televizyon kuruluşlarının tek yönlü, taraf tutan yayınlar yapamayacakları, bu kuruluşların yayınlarında demokratik kurallar çerçevesinde siyasi partiler arasında fırsat eşitliği sağlamak zorunda oldukları hükmüne aykırı yayın yapıldığı düşünülmektedir” denildi.

Uzman raporu; bugün Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) kurulunda incelendi ve oylandı. AKP’li üyelerin oylarıyla TRT Haber’in fırsat eşitliğinde yayın ilkelerine aykırı yayın yapmadığına karar verildi. CHP’li üyeler Ali Öztunç ve Süleyman Demirkan’ın yanı sıra MHP’li üye Esat Çıplak ve BDP’li üye Ahmet Yıldırı ise bu karara muhalefet şerhi koydu.

rt

Eski Türk Geleneklerine Göre Burçlarınız

 

“Orta Asya Türkleri’nin ‘burçları’ Batılılarınkine benzemiyor! 20 yıllık bir çalışma sonucu ortaya çıkan araştırmaya göre atalarımızın burç sayısı 12 değil, 36 olarak belirlenmiştir. Eski Türk geleneklerine göre burcunuzun ne olduğunu öğrenmek ister misiniz?”

Toruk (21-31 Mart): İdare sahibi, lider, kolay kolay pes etmeyen…

Hımmıy (1-10 Nisan): İdealist, romantik, yaratıcı, cömert…

Huttus (11-20 Nisan): Adaletli, kıskanç, çabuk sahiplenen, hazırcevap…

Hunta (21-30 Nisan): İnatçı, yaratıcı, çalışkan, egoist…

Çolpancı (1-10 Mayıs): Duygu tutsağı, önsezileri güçlü, çocuk ruhlu, sadık…

Kölköl (11-21 Mayıs): Enerji dolu, aşkta şahane, önder, kahraman…

Çamay (22-31 Mayıs): Fantezisi zengin, fikir önderi, sakin, gizli lider…

Küylü (1-10 Haziran): Gururlu, kaderci, ihaneti kabul etmez, sadık…

Kuşmuş (11-21 Haziran): Gösterişçi, eleştirel, mistisizme meraklı, hisleri kuvvetli…

Sezgek (22-30 Haziran): Mızmız, içine kapanık, intikamcı, aşka düşkün…

Kuşdüger (1-11 Temmuz): Çocuk ruhlu, dengesiz, kararsız, platonik…

Gondaray (12-22 Temmuz): Geçmişe özlem duyan, siyaseti seven, fanatik, kararlı…

Ötgür (23-31 Temmuz): Zeki, çekici, uyumlu, yüzeysel…

Küsümmü (1-12 Ağustos): İyi arkadaş, önderliği seven, konuşkan, sahiplenen…

Künlü (13-23 Ağustos): Hassas, gururlu, havai, yalnızlıktan hoşlanan…

Sınçıma (24 Ağustos-1 Eylül): Sanat ve edebiyata yetenekli, becerikli, lükse düşkün…

Atçak (2-13 Eylül): Depresyona yatkın, iradeli, gururlu, hassas, gelenekçi…

Kıllı (14-23 Eylül): Otoriter, sabit fikirli, zeki, yazarlığa yatkın…

Canakkı (24 Eylül-3 Ekim): Nazik, hassas, sorumluluk sahibi, kompleksli, gösterişçi…

Ban (4-12 Ekim): Enerjik, hümanist, aşkta utangaç, temkinli…

Cemiş (13-23 Ekim): Ahlaklı, filozof, iyi eş, kuşkucu…

Batık (24 Ekim-1 Kasım): Özgürlüğüne düşkün, diktatör, gaddar, güçlü…

Hırtlı (2-12 Kasım): Savaşçı, spora düşkün, dikkatli, hırslı…

Tutamış (13-22 Kasım): Çapkın, fedakâr, alaycı, muzip…

Uslu (23 Kasım-2 Aralık): Objektif, ilme meraklı, suskun, ihtiraslı…

Kutas (3-12 Aralık): Yetenekli, dengesiz, mistik, anlaşılmaz.

Tusanak (13-21 Aralık): Güçlü, şanslı, emir vermeyi seven, soğukkanlı…

Tutar (22 Aralık-1 Ocak): Her şeyi kolay kolay beğenmeyen, sezgileri güçlü, kaprisli, enerjik…

Beçel (2-12 Ocak): Kızgın, intikamcı, şanslı, dik başlı…

Pırsıuay (13-20 Ocak): Tartışmayı seven, sadık, özgür düşünceli, maddiyatçı…

Balauz (21 Ocak-1 Şubat): Bencil, deha, önder, müzik ve dansa yetenekli…

Cantay (2-10 Şubat): Estetiğe meraklı, titiz, farklılıkları seven, azla yetinen…

Ergür (11-18 Şubat): Önder, ufku açık, sabırlı, irade sahibi…

Sönegey (18-28 (29) Şubat): Şair, sanatçı, aşk hayatı hareketli, kafa dengi…

Cannan (1-9 Mart): Zarif, hüzünlü, fazla alıngan, hayalperest…

Şatık (10-20 Mart): Huzursuz, sanatçı, depresyona yatkın, yaratıcı…

 

http://istanbella.com/astroloji/eski-turk-geleneklerine-gore-dogum-tarihlerinin-ozellikleri/ sitesinden alıntıdır.

Twitter Yasağı Kalkıyor mu?

 

Ankara 15. İdare Mahkemesi, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB)Twitter‘a erişimi engellemesi kararına yönelik yürütmeyi durdurma kararı aldı.

MHP Milletvekili Oktay Vural, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Twitter’a erişimin engellenmesi kararının kalkması için yaptığı başvuruları değerlendiren Ankara 15. İdare Mahkemesi, Twitter’a erişim engelinin kaldırılması yönünde karar aldı. TİB’in aldığı bu kararın ardından Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz etmesinin beklendiği belirtildi.

Twitter’a erişimin engellenmesinin kaldırılması için yapılan bireysel başvuruyu Anayasa Mahkemesi gündemine aldı. Anayasa Mahkeme’sinin başvuru ile ilgili bugün kararını açıklaması bekleniyor.

Hükümet kanadından (TİB)’in kararıyla iligli ilk açıklama Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tan geldi. Arınç; “Biz yargı kararlarına uyarız çünkü anayasa bunu emrediyor. Yargı kararlarını beğenmiyor olabiliriz ama uyarız. Dolayısıyla bu karar gerçekse, gerekçesiyle yazılmışsa, tebliğ de yapılmışsa bundan sonra TİB’in yapacağı işler bellidir” dedi.

twe